Grup Yorum Üyelerine Önerimdir.

Grup Yoru Üyelerine;
Ölüm oruçları yerine “Korsan konserler” öneriyorum.

Yakın zamanda üç gencimizin ölümü ve devam eden ölüm oruçları…
Ölüm oruçlarını kutsayan ve Ölüm oruçlarının doğru bir mücadele
Biçimi olarak görmeyenler olarak kamuoyunu ikiye böldü.
Ben “Ölüm oruçlarının doğru bir mücadele biçimi olmadığını”
düşünenlerdenim.

Grup Yorum Üyeleri Helin Bölek, İbrahim Gökçek Konserlerini hukuksuz
bir biçimde engellendiğ için, Mustafa Koçak yargılanma sürecinde #adalet
arayışı için girdikleri “Ölüm Orucu”ndan çıkamadılar yaşamlarını yitirdiler.
Halen Çağdaş Avukatlar grubundan iki avukat adalet arayışında başladıklar
“Ölüm Orucu”nu neyse ki açlık grevine dönüştürerek sürdürüyorlar.
Kendi tercihleridir. Saygı duyarım ancak bu eylem biçimini doğru bulmam,
onaylamam.
Amaç bir haksızlığa karşı çıkmak, direnmek ve kamuoyu desteği yaratmak ise
Bunun günün koşullarına uygun daha rasyonel, toplumsal destek,
kamuoyu yaratmaya yönelik başka yolları, yöntemleri vardı, olmalıdır.

Kuşkusuz her siyasi anlayışın, yapılanmanın kendini ifade eden
mücadele biçimi yol ve yöntemleri vardır. Yıllardır gerek dünya,
gerek ülkemiz sınıf savaşımı mücadele pratiğinde bu konu
tartışmalı olmuştur. Bugün de tartışmalıdır, tartışılmaya da
devam edilecektir.
Sınıf savaşımı tarihi radikal mücadele biçimi ve barışçıl yöntemler olarak
İki ana eksende sürmektedir.
Hangi mücadele biçimi seçilirse seçilsin radikal yada barışçıl, “Sistemin”
Şiddetinden nasipsiz kalamazsınız.
Özünde sisteme karşı çıkmak radikal yada barışçıl her türlü
devlet şiddetine maruz kalmayı getirir.
Burada Radikalizmi ve barışçı mücadeleye birbirinden ayıran öz değil
biçimdir. Radikal mücadele biçiminden kasıt sisteme sistemin
yöntemleri ile yanıt vermektir. Devlet şiddetinin yoğun olduğu,
yada hukuksal süreçlerin tıkandığı baskıcı dönemlerde
bu yöntem, radikal pratik karşı refleks olarak öne çıkar.

Burada temel sorun; radikal yada barışçıl mücadele yöntemlerinin yeri,
zamanı ve koşullarının doğru tespitidir. Yöntem seçiminde belirleyici
olan kazanımları ve seçilen biçimin emekçi kitlelerce, geniş halk yığınları
tarafından benimsenip desteklenmesidir.

Bu günlerde Grup Yorum konserlerini engellenmesi ve Cağdaş Avukat grubu
hukukçuların #adalet sistemine karşı başlattıkları “Ölüm oruçları” Sol kesimde
yılların bu temel sorunsalını yeniden gündeme getirdi.

Bu noktada bir temel sorunda bu eylem biçimini onaylamayıp
içlerine sindiremezsede karşı çıkıp eleştirmeyi “racona ters”
bulma eğilimidir. İşin içinde “Faşizme karşı çıkış” ve ucunda ölümler
olunca konu mantıktan çıkıp duygusallığa evrilmekte, işin en tehlikeli
boyutuda bu noktada başlamakta. Özünde “Sol” kamuoyunun çoğunluğunun
ve emekçi halkın onaylamadığı, ancak açıktan karşı çıkamadığı, tartışma cesaretini bile
gösteremediği bu eylem biçimi özendirici olup yaygınlaşma eğilimi kazanmakta,
gencecik insanların ölümüne varan travmatik sonuçlar doğurmasıdır.

Evet “Ölüm oruçları” pek çok onaylamayıp şartların dayattığı eylem
biçimlerinde olduğu gibi şartların gerektirdiği koşullarda bir tercih olabilir.
Bugün sorgulanması gereken; O gün bugün mü? O koşullar bu koşullar mı?
En azından duygusallığı popülüzme sığınmadan cesaretle bu konu tartışılmalıdır.
Sorgulanmalıdır.
Kişisel görüşüm, bu günün koşullarında;
Ölüm oruçları haktır. Ancak bir eylem biçimi olmamalıdır.

Bizim gençlik yıllarımızda (1970’li yıllar) sokaklarda izinsiz
gösteri yapmak yasaktı. İzin isteyince de genellikle verilmezdi.
Bu gün Anayasada yer aldığı gibi o günlerde her hangi bir
merciden izin almadan açık alanlarda, meydanlarda, sokaklarda
gösteri, protesto, basın açıklaması yapamaz, bildiri dağıtamaz, afiş,
pankart asamazdık, o günlerde geniş kitlelere sesimizi duyuracak
Sosyal Medya olanağımızda yoktu.

Bizlerde tüm bu eylemleri izinsiz, polisi atlatarak (Korsan) yapardık.
Önceden organize olup gösteri yapacağımız alanlarda ikişer, üçer
küçük gruplar halinde gelip birden alanda toplanıp gösterimizi
yapıp polise yakalanmamak için kısa sürede dağılırdık.
Çünkü o yıllarda izinsiz eylem yapıp polise yakalandığınızda sonuçları
İşkence, işkence sonucu ölüm, uzun tutukluluk gibi ağır sonuçları olurdu.
İstanbul Beşiktaş Pazarında böyle bir korsan gösteride polis tarafından
Gözaltına alınan İGD üyesi Faruk Tuna gözaltında gördüğü işkence
sonucu yaşamını yitirmişti. Anısını yaşatıyoruz.

O günlerde bugünün akıllı telefonları, Sosyal Medyası olmadığı için yaptığımız
Eylemlerin görüntülenmesi, medya yolu ile propagandasında yetersiz kalıyorduk.
Binbir emek ile yazıp riske girerek astığımız pankartlar, yazdığımız, duvar yazıları,
Çok kısa sureli kalıcı oluyordu.Güvenlik gerekçesi ile birkaç dakikaya sığan korsan
Gösterileri çok az insana ulaşıyordu.
Bu olanaksızlıklar yaratıcılığımızı geliştirmiş korsan gösterileri daha kitlesel
Beyoğlu İstiklal caddesi gibi daha görünür yerlere taşımış. Pankartlarımız
astığımız yerlerde daha uzun süreli kalması ve daha sansasyonel olması için
uçlarına bomba süsü verilmiş aparatlar takıyorduk.

Grup Yorum grubu dostlarımıza naçizane önerim;

Hepimizin vicdanlarını kanatan genç ölümler ile sonuçlanan
“Ölüm Oruçları”ndan vazgeçip, haklı mücadelelerini daha geniş
halk kesimlerine ulaştırabilecek desteğini alacak eylem biçimleri
tercih etmeleri.Örneğin kendi konseptlerine uygun olarak
halkın yoğun bulunduğu meydanlarda, sokalarda, parklarda, sahillerde,
Pazar yerlerinde, Şehir Hatları Vapurlarında, Metro İstasyonlarında,
Metrolarda “Korsan Konserler” vererek sürdürmeleri.
Bu eylem biçiminin halk tarafından daha fazla sahiplenip,
haklı mücadelelerini daha geniş bir kesime, daha sempatik
bir yöntem ile ulaştırabilecekleri gibi, daha sonuç alıcı
olacağını düşünüyorum.
Halen “Açlık Grevinde”olan Çağdaş Avukatlarada benzer yaratıcı kitlesel
Eylemler önermekteyim.

Gelin Grup Yorum ile birlikte Grup Yorum Türkülerini
halkın yoğun bulunduğu meydanlarda, sokalarda, parklarda,
sahillerde, Pazar yerlerinde, Şehir Hatları Vapurlarında,
Metro İstasyonlarında, Metrolarda hep birlikte söyleyelim.
Çağdaş Çağdaş Avukatlar ile hep birlikte #adalet arayalım.

Osman Naci Balta
14 Mayıs 2020
Kadıköy

About OsmanNaciBalta

Check Also

Köşelerden Bir Demet (259)-Cavlı Çulfaz

“Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz. Biz ise, ortadan kaldırılmış yoksulluk! O yüzden anlaşamıyoruz.” – Victor …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com