YAKLAŞAN ENTERNASYONALİZM-çeviri-Daniel Kent Carrasco

Günümüzün çökmekte olan dünyasında, yeni bir enternasyonalizm talebi sadece başka bir dönemin nostaljik bir yansıması değil, aynı zamanda hızla yaklaşan gelecekle yüzleşme zorunluluğudur.

Haftalardır medya, internet portalları ve sosyal ağ profilleri, son aylarda Quito’dan Hong Kong’a yayılan protesto dalgasını anlamaya ve açıklamaya çalışıyor. Çoğu durumda tanı benzer: Bu küresel dalga gezegen genelinde sürekli büyüğen sosyal kutuplaşmanın bir sonucudur.

Kutuplaşma ve hayal kırıklığının sadece ilerici sektörlerin seferberliğine değil, aynı zamanda ulusal, bölgesel ve etnik şovenizmi de körüklediğini fark etmek önemlidir. Brexit, Jair Bolsonaro faşizmi ve Hindistan’da Narendra Modi’nin milliyetçiliği, ABD’de Donald Trump ve Rusya’da Vladimir Putin’in Santiago, Port-au-Prince, Hong Kong ve Beyrut’taki ayaklanmalar küresel kutuplaşmanın diğer yüzü olduğu açıktır. Global kızgınlık  herhangi bir sektörün mirası değildir, hem sağı hem de solu besliyor.

Çağdaş toplumların bu küresel kızgınlık ve öfke gelgitleriyle başa çıkacak mekanizmalardan yoksun olduğu giderek daha açık hale gelmektedir. Liberal gözlemciler, ekonomik çöküş ve küresel ısınmanın zorluklarıyla yüzleşmek için küresel “yönetim” açısından düşünme gereğinden bahsederken, dünya çapında yerel siyaset aynı anda milliyetçilik ve mezhepçiliğe karşı daha fazla eğilim göstermektedirler. İyi niyetin ötesinde, gerçek küresel yapılar aslında büyük şirketlerin ağları, organize suç ağları ve Uluslararası Para Fonu gibi piyasa organlarıdır.

Uluslararası sermaye örgütlerinin aksine, enternasyonalist gündem arayışları uzun zamandır sol tarafından terk edilmiştir. Olası tek senaryo, yerel direniş ve en iyi durumda, değişen, konjonktürel ve geçici talepler etrafında örgütlenmiş kısa ömürlü bölgesel ittifaklar.

Bazıları iklim değişikliğine karşı protestoda enternasyonaist bir örgütlenme ve direniş platformu olasılığını görüyor. Ancak, bu bayrağı benimseyen çeşitli hareketler Kuzey Atlantik’in kentsel alanlarının ötesinde gündem ifade edemediler. Dahası, Birleşik Krallık gibi ülkelerde, bu protestonun sınırları hızla belirgin hale gelmektedir. Aktivist Athian Akec, Londra’daki 2018 protestolarından ortaya çıkan ve internet sitesinde kendisini olası bir gezegen yok oluşuna karşı küresel bir hareket olarak sunan Extinction İsyanı hareketi hakkında yaptığı son yorumda Athian şöyle  diyor: “Öğrencinin iklim değişikliğine karşı düzenlediği saldırılara medyadan baktığımda tek gördüğüm beyaz yüzler” ve “İngiliz toplumunun çeşitliliğinin doğru bir yansıması” olmaktan da çok uzak.  Akec  soruyor: “Eğer iklim değişikliğinin en kötü etkileri Küresel Güney’de hissediliyorsa, bu harekette neden Güney’den bu kadar az ses geliyor?”

Aynı zamanda, çevresel seferberlik genellikle bu gezegende yaşayan insanların üçte ikisi iklim değişikliğini önleme hareketlerinin öngördüğü distopik geleceğin yıllar önce geldiği gerçeğini görmezden geliyor. Silahlı çatışma, düzensiz sanayileşme, hayvancılık, endüstriyel tarım ve dizginsiz şehircilikle harap olan Küresel Güney’in geniş topraklarında, hayatta kalma sorunları, insanların günlük mücadeleleri kentsel alanlardaki siyasi gündemler arasındaki bağlantıyı düşünme olasılığını ortadan kaldırıyor.

Bu güçlükler, son küresel protesto dalgasının taleplerini ve enerjisini birleştirebilecek ve aynı zamanda ideolojik faşizmin yükselişine karşı direnebilecek enternasyonalizm ihtiyacını dayatıyor.

İlk önemli adım, bu küresel krizi merkeze almak, bilinen üretim yapılarını kınamak ve analiz etmek ve bunu yeniden mevcut tartışmanın ve siyasi hayal gücünün odağı haline getirmektir. Bunun demokrasi,  yönetim veya tüketici alışkanlıklarıyla ilgili bir sorun olmadığını kabul etmeliyiz. Şu anda karşı karşıya olduğumuz şey, kapitalizmin sürdürülebilir, demokratik ve eşitlikçi olamayacağını kabul etmektir. Kapitalizm yüzyıllardır konjonktürel, giderek daha güçlü bir şekilde sahipsizlik, hayal kırıklığı ve şiddet dalgaları üretme kapasitesine sahip olduğunu göstermiştir.

Özgürlüğün, özel mülkiyetin ve bireyciliğin insanlığın büyük bir bölümüne mutluluk ve ilerleme getirebileceği on dokuzuncu yüzyıl liberal hayal gücünün ortaya koyduğu vizyon çöktü. Bunun serbest bıraktığı enerjiler kontrolsüz hareket ediyor ve küresel erişim kanalları ve ağları aracılığıyla ilerliyor. Ancak, eski düzenin çöktüğünü veya gelecek dönemin efsanevi gelişini hemen ilan etmek doğru olmaz. Sermaye ve sağ politik elit bu durumdan fayda sağlayacak kadar güçlü yeni bir gündemi getirmek için yeterli kaynağa sahiptir.

Dahası, solun enternasyonal düşünceden feragat ettiği trajik bir gerçek. Bu doğrultuda, 20. Pan-Afrikaizm’den Üçüncü Dünyacılığa, Bağlantısızlar ve Tricontinental anti-emperyalizm, ideolojik yelpazenin her iki tarafındaki demagogların bizi inandırmaya çalıştıkları şeyin aksine, bu hareketler yolsuzluk ve zorbalığından dolayı başarısızlığa uğramadı, on yıllardır küreselleşme dediğimiz şeyin kurbanı olan zengin bir hareketin mirasına sahibiz.

  1. yüzyılın tipik eski davranış kalıplarının, söyleminin ve mobilizasyonunun geri dönüşümüne tanık oluyoruz. Dünya bugün bize Endonezya Cumhurbaşkanı Ahmed Sukarno’nun 1955 Bandung Konferansı’nda yaptığı açılış konuşmasında söylediklerini hatırlatıyor: “Durdurulamayan güçler tüm kıtaları süpürüyor. Yeni koşullar yeni kavramlar getirir; yeni sorunlar yeni idealler getiriyor.”

Üçüncü Dünya projesinin temel idealleri; barış, nükleer silahsızlanma ve emperyalist saldırganlıklara son verme, karın insanın üzerinde olmadığı yeni bir uluslararası ekonomik düzen ve ortak sosyal kalkınma ile adeletin sağlanmasıydı. Irkçılık, milliyetçilik ve bölgeselciliğe karşı güçlü bir cephenin inşası bu uluslararası projenin sonucu olarak hayal edildi. Hepsi mevcut durum ile güçlü bir şekilde uyumludur.  20. yüzyılın anti-emperyalist enternasyonalizminin en önemli dersi, yeni bir küresel düzen hakkında düşünmenin mümkün ve acil olduğu inancıdır. Ekmeği,  barışı ve adaleti garanti eden bir zorunluluktur. Günümüzün çökmekte olan dünyasında,  yeni bir enternasyonalizm talebi sadece başka bir dönemin nostaljik bir yansıması değil, aynı zamanda hızla yaklaşan gelecekle yüzleşme zorunluluğudur.

-Daniel Kent Carrasco Meksikalı bir tarihçi, REVİSTA COMUN. 10,05,2020

-İlerici Enternasyonal websitesinden alındı.

-Çeviri M.Taş

About Mehmet Tas

Check Also

Ortak Program, Kolektif Olmayan Eylem Planı 2 *-Yanis Varoufakis-Çeviri

“Ama, İE nedir?”. Birçoğunuzun şu soruyu sorduğunu duyuyorum. “Pratikte ne anlama geliyor?” Böyle büyük bir …

One comment

  1. Osman Naci Balta

    Oldukça kapsamlı bir değerlendirme. Son yaşanan global kriz giderek tıkanan Kapitaizmin defolarını iyice ortaya serdi. Kapitalist üretim ilişkisinin dünyanın doğal dokusu ile birlikte sosyal yaşamını tamamen yozlaştırdığı iyice su yüzüne çıktı. Bu koşullar tüm dünyada emeği ile geçinen siyasal milliyet farkı gözetmeksizin yeni bir yönetişim arayışı yeni bir yaşam düzeni için en azından düşündürecek. Eyleme geçirecektir. Global ölçekteki iletişim ağları bu eylemliliği enternasyonal boyuta taşıyabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com