Corona virüs ve sosyolojisi hakkında düşünceler-Ufuk Saka

Corona virüs dünyada ölümcül olan ilk salgın değil. Ama daha önce yaşanmış olanların tamamından farklı. Önce, dünyada daha önceki yıllarda görülen diğer salgınlara bir bakalım…

 Tarihin meşhur ve ölümcül salgınları

* 14. yüzyılda, yani 1350 yılından sonra Avrupa’yı “Kara veba” vurdu. Yaklaşık 200 milyon kişinin ölümüyle sonuçlandı. Yaygın ölümler 4-5 yıl kadar sürdü. Arada bir bu illetten kurtulduklarını sandıklarında uzun aralıklarla hastalık yeniden baş gösterdi. 18. yüzyıla kadar da bölgesel olarak (İtalya, Londra, Viyana, Marsilya, Moskova salgınları) sürdü.

* Amerika’daki çiçek salgını ve iklim değişimi

Amerika kıtasının 15. yüzyılda sömürge haline getirilmesi çiçek hastalığı nedeniyle kitlesel ölümlere yol açtı. Hatta dünyanın iklimini bile değiştirdi. Yalnızca o yüzyıl içinde, o dönem dünya nüfusunun yüzde 10’una denk gelen bölge nüfusu 60 milyondan 5-6 milyona düştü. Bu ölümlerin çoğuna, sömürgeciler tarafından getirilen hastalıklar neden oldu. Çiçek hastalığı, diğer salgınlar arasında en fazla can kaybına yol açan hastalıktı. Diğer ölümcül hastalıklar arasında ise hıyarcıklı veba (bubonik veba), sıtma, humma ve kolera vardı.

* İspanyol gribi ya da İspanyol nezlesi, 1918 – 1920 yılları arasında H1N1 virüsünün (bugünkü domuz gribinin akrabası) ölümcül bir alt türünün yol açtığı grip salgınıydı. İspanyol Gribi veya Nezlesi 18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgınlardan biri oldu. İspanyol gribinin bir özelliği, zayıf, yaşlı ve çocuklardan çok, sağlıklı genç erişkinleri etkilemiş olmasıydı.

* Sovyet Rusya’da 1914 – 1920 yılları arasında Tifüs bakterisini taşıyan bitlerin neden olduğu hastalığın salgına dönüşmesi, savaşın beraberinde getirdiği bir olguydu. Avrupa ve Asya’da 25 milyon kişi hastalandı ve özellikle Sovyetler Birliği ülkelerinde 3 milyon insan hayatını kaybetti.

Burada sadece yaklaşık 750 yıllık süreçte görülen salgınlardan en belli başlı olanlarını yazdım. Dünya tarihinde bu tür salgınlar hep vardı ve muhtemelen gelişen bilime rağmen ve hatta gelişen bilim sonucunda hep de var olacak. Ama şu anda yaşamakta olduğumuz corona virüs salgını hepsinden farklı ve hepsinden daha fazla insanları tedirgin ediyor.

Salgınlar ve sosyolojisi

Daha önceki tüm salgınlar teknolojinin gelişmemiş olduğu, skolastik düşüncelerin farklı seviyelerde olsa bile yaygın olduğu dönemlerde yaşandı. Kara Veba, sosyolojik olarak, Ortaçağ’ın sona ermesi ve aydınlanma sürecinin başlamasına neden oldu, denilebilir. Kiliseler ve onların vebaya karşı metafizik ve bazen zalimce denilebilecek çözümler araması, insanların daha çok soru sormasına yol açtı.

Amerika’da ağırlıklı olarak çiçek hastalığı şeklinde ölümlere yol açan salgınlar, sömürgecilerin Amerikan yerlilerine hediyesiydi! Hayatta kalan az sayıda insan, elde kalan arazileri yeterince işleyemediği için çok büyük alanlar ormana veya çayıra dönüştü. Bitki ve ağaçlardaki bu muazzam büyüme, karbondioksit seviyesinde azalma sağlayıp dünyanın geniş bölgelerinde sıcaklığın düşmesine sebep oldu. İronik olan ise, Avrupa’nın bu olaydan en çok etkilenen kıta oluşuydu. Çünkü Avrupa düşük oranda mahsul ve kıtlıklarla mücadele etmekteydi.

İspanyol gribi ise birçok sosyolog tarafından 1. Dünya Savaşı’nın sona ermesinde büyük bir etken olarak değerlendirilir. Osmanlı’yı da etkileyen İspanyol gribinden Nazım Hikmet Kurtuluş Savaşı Destanı’ndaki bir şiirinde şöyle söz eder:

Biz ki İstanbul şehriyiz,

Seferberliği görmüşüz :

Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin,

vagon ticareti, tifüs ve İspanyol nezlesi

bir de İttihatçılar,

bir de uzun konçlu Alman çizmesi

914’ten 18’e kadar

yedi bitirdi bizi.

Sovyetler Birliği ülkelerinde tifüsten 3 milyon kişinin ölmesi de, Lenin ve arkadaşlarının dünya devriminden vazgeçerek, kapitalist ülkelerle barış içinde bir arada yaşama fikrinin filizlenmesine neden olan olaylardan biriydi.

Corona virüsün farkı

Corona virüsün ortaya çıkış tarihi, yani 2019 sonu ve yaygınlaştığı ve bugün itibarıyla henüz pik noktasına ulaşamadığı 2020’nin ilk üç ayı olması, bu farkın nedeni! Yani iletişimde gelinen son nokta, tüm dünyayı tedirgin ediyor. Kara veba, İspanyol gribi, tifüs kadar öldürücü olmamasına rağmen hepsinden daha bulaşıcı. Üstelik bulaşıcılığı sadece hastalığın bulaşmasından değil. İletişim yoluyla, virüs bedene girmemiş olsa bile insanların beyninde yer ediyor. Televizyonlardaki, gazetelerdeki, sosyal medyadaki haber, yorum ve paylaşımlar virüsün hem gücünü artırıyor hem de ondan çok korkulmasına, hatta belki de hak ettiğinden bile fazla korkulmasına yol açıyor. Kara veba yaygınken, ancak yaşayanlar, aynı bölgede olanlar hastalıktan haberdardı. Bırakın Osmanlıya matbaanın 200 yıl geç gelmesini o devirde Avrupa’da bile matbaa yoktu, Yani, gazete yoktu ve hastalık gazeteler yoluyla da duyurulamıyordu. Aynı şey Amerika’daki çiçek salgını için de söylenebilir. İspanyol gribi ve Rusya’daki tifüs vak’aları esnasında haberleşme sadece gazeteler yoluyla mümkündü ve savaş koşulları, rejimlerin izledikleri politikalar, doğru haberlerin gecikmeden gelmesinin önündeki en büyük engeldi.

Yani iletişim çağının bu kadar geliştiği bir dönemde yaşanan ilk büyük, pandemik ve ciddi salgın korona virüs oldu. Doğudan batıya, güneyden kuzeye tüm ülkeleri etkiledi. Çin’de, İtalya’da yaşanandan, Avustralya’da, Türkiye’de yaşayanlar haberdar oldu ve küresel bir korku ve panik hep birlikte yaşanmaya başladı.

Sonuçları ne olur?

Kanımca bu salgın 1-2 ay içinde sona erecek değil. Yine kanımca, önüne geçildiğinin sanıldığı anların ardından yeniden atak yapabilecek bir kudrete sahip. Ölümler kadar ve ölümlerden çok daha fazla olarak ekonomik yıkımların yaşanmasına yol açacak. Siz, Türkiye’de Kanal İstanbul için var olduğu açıklanan bütçenin bu hastalıkla ilgili mücadele için kanalize edilmeyişine bakmayın; sonunda iktidarlar kendi istekleriyle ve/veya halkın isyanıyla tüm kaynaklarını bu hastalığın yarattığı çöküşü önlemek için kullanmaya mecbur kalacaklar. Çünkü çöküş, onların saltanatını da sallandıracak ve belki de yıkacak. Hastalığın yarattığı kargaşa, uzun sürmesi halinde paniğe ve ardından kaosa yol açabilecek. Eczane yağmalamaları, hastane basmaları, yaşlılara saldırılar, gençlere nefret gibi olası bir çok senaryonun gündeme gelmesi mümkün. İşsizlik, güvencesizlik, açlık, dışarı çıkamamak, psikolojik depresyon ve travmalar, yaşanması olası süreçler arasında; ki bazıları yaşanmaya başladı bile.

Artık hiç bir şeyin eskiden olduğu gibi süremeyeceği kesin. Bu süreç sona erdiğinde;

– ya adil ve otoriter yönetici talepleri (Hobbes’in “İnsan insanın kurdudur. Devletleri adil ve kudretli yöneticiler yönetmeli. Tüm kaynaklar, devletin güçlü kollarının kontrolüne bırakılmalı” şeklindeki düşüncelerine paralel olarak),

– ya da demokratik, insan haklarına ve doğaya saygılı, kaynaklarını bu yönde kullanan ve vahşi kapitalizme olumsuzlayarak bakan talepler hayata geçirilecek.

Yaşayabilenler görecek.

About Ufuk Saka

Check Also

Köşelerden Bir Demet (193)-Cavlı Çulfaz

Ayartıcı düşünceler, ne öğrenciliğimde ne sonrasında zihnimden hiç eksik olmadı. Onları söylemekten çekinmedim. Anayasa kürsüsüne …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com