8 Mart’ın önemi, feministler ve sosyalist feministler- M. Taş

Enternasyonal kadın hareketinin kapitalizm koşullarında sürdürdüğü kesintisiz mücedeleler sonucunda, 8 Mart tüm dünyada kutlanır hale geldi. Kadınlar Günü yada bir diğer adıyla Dünya Emekçi Kadınlar Gününde dünya genelinde kadınların uğradığı şiddet, taciz, ücretlerdeki cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığa vurgu yapılıyor. Türkiye’de ise en çok kadın cinayetlerine dikkat çekiliyor.

Bugün neredeyse tüm dünyada ses getiren eylemlere sahne olan 8 Mart’ın tohumları 1908 yılında, New York’ta 15 bin çalışan kadının daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesiyle atılmıştı. 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda alınan bir kararla 8 Mart uluslararası mücadele günü ilan edildi.

Yaklaşık yüzyıldır verilen mücadeleden sonra sadece 6 ülkede kadınlara eşit ekonomik haklar tanınıyor. Türkiye’de kadınların durumu daha da kötü. İstatistik Kurumu’nun her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden bir gün önce açıkladığı ‘İstatistiklerle Kadın’ verilerine göre Türkiye’deki kadınlar iş bulma konusunda büyük zorluklar yaşıyor, eğitim seviyeleri erkeklerin gerisinde ve önemli bir kısmı kendisini güvende hissetmiyor.Dünya bankasının ülkeler sıralamasında Türkiye kadın haklarında 85. Sırada.

8 Mart’ta sokakalarda haykırılan kadın hakları feministlerin ve özellikle sosyalist feministlerin düşünce ürünüdür. Bilindiği gibi feminizm kavramı, kadınlar için eşit hakları, yasal korumayı amaçlayan siyasi, kültürel veya ekonomik bir hareketi tanımlamak için kullanılır. Feminizm, cinsiyet farklılığı konularıyla ilgili siyasi ve sosyolojik teori ve felsefelerin yanı sıra kadınlar için cinsiyet eşitliğini savunan bir hareket ve kadın hakları ve çıkarları için kampanyalar içerir. “Feminizm” ve “feminist” terimleri 1970’lere kadar yaygın bir şekilde kullanılmasa da, halk dilinde kullanılıyordu; Örneğin Katherine Hepburn, 1942 yapımı Yılın Kadını filminde “feminist hareketten” söz ediyor.

Öte yandan, sosyalist feminizm, kuramsal yönünü Marksizm’den alan bir feminist teori ve siyaset patadigmasıdır. Özellikle kapitalist sömürüyü teşvik eden yapılar, uygulamalar, kurumlar ve duyarlılıkların topluca  eleştirisidir. Makro düzeyde kadın emeğinin ve insanların yabancılaşması ve kadin özgürlüğünün egemen sınıf tarafından aşağılanmasına karşı geliştirilen düşünce sistematiğidir. Sosyalist feministlere göre kadın hareketinin güçlenmesi ve eşitliğin kazınılması kapitalizm çerçevesinde lokal kalmaya ve küçük başarılarla yetinmek zorundadır. Sosyalist kadınlar, kadın hareketini bağımsız, ayrı çıkar ve arzulara sahip tek başına bir grup olarak görmez, kadın hareketini sınıf çizgisi içinde bir gruplaşma olarak gördüğünden diğer feminist düşünce ve siyaset biçimlerinden ayrılır; sınıfa bakılmaksızın ayrı ve özel statüde “kadın” kategorisine katılmayı reddeder; cinsiyetler arasındaki eşitsizlik olan başka bir eşitsizlik biçimiyle ilgilenir.

Genelde feminist hareketin tarihi, amaçları bakımından üç aşamaya bölünür. İlk aşama esas olarak on dokuzuncu ve yirminci yüzyıldaki kadınların oy kullanma hakkı için verilen mücadelerle sınırlıdır. Birinci dalga fenist hareket oy kullanma hakkına odaklanmıştı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, 1907’de kadınların “kadın sorununa radikal bir çözüm sağlayan sosyalizmi inşa etmek için oy kullanma çağrısında bulundu.

İkincisi, 1960 -1980, kadınların yasal ve sosyal hakları ve özgürleriyle ilgili geliştirilen düşünsel çalışma ve eylemler, buda ikinci dalga olarak bilinir.

Üçüncü dalga feminizm, 1990’ların başında,  ikinci dalganın yarattığı girişim ve hareketlere karşı tepkilere bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Üçüncü dalga feminizm, orta sınıf beyaz kadınların deneyimlerine aşırı vurgu yapar. Sosyalist feninizmin zayıflatıldığı, kadın hareketinin sınıf mücadelelerinden koparıldığı dönemdir.

Kadınların, kürt halkının, çevrecilerin ve işçi sınıfının eşit haklar için birlik içinde örgütlü demokratik mücadeleleri despotik otoriter rejimin sonunu getirir.

8 Mart dünya kadınlar gününüz kutlu olsun

About Mehmet Tas

Check Also

Ortak Program, Kolektif Olmayan Eylem Planı 2 *-Yanis Varoufakis-Çeviri

“Ama, İE nedir?”. Birçoğunuzun şu soruyu sorduğunu duyuyorum. “Pratikte ne anlama geliyor?” Böyle büyük bir …

2 comments

  1. Kadınların eşit ekonomik haklarının olduğunu söylediğiniz 6 ülke hangileri acaba?

    • Dünya bankasının “Kadınlar, İş ve Hukuk 2019” raporunda 100 tam puan alan ülkeler; Belçika, Danimarka, Fransa, Letonya, Lüksemburg ve İsveç, .
      Bankanın araştırmasına göre bu ülkeler arasında Fransa, işyerinde cinsel tacize cezai yaptırımlar sağlayan ve ücretli ebeveynlik izni getiren, aile içi şiddet yasasını uygulamak için son on yılın en büyük iyileşmesini gördü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com