Tüm ülkelerde, liberal demokratik sistemlere olan inanç dibe vuruyor-çeviri M. Taş

Yeni araştırma, politikacılar ve liberal elitler için şok edici bir gerçekliği ortaya koyuyor. Liberal demokratik memnuniyetsizlik yıllardır artıyor, ve özellikle gelişmiş dünyada tüm zamanların en yüksek seviyesindedir.

Dünya liderleri demokrasinin boynuz sesini seviyorlar. Angela Merkel, Justin Trudeau ve hatta Barack Obama bile ülkelerindeki liberal demokrasinin ne kadar büyük olduğunu tekrar etmekten zevk alırlar. Eğer insanlar kabul etselerdi, her şey çok iyi olacaktı.

Ama Bennett Kamu Politikası Enstitüsü, Cambridge Üniversitesi merkezli bir düşünce kuruluşu tarafından bu hafta yayınlanan araştırmaya göre politik elitin söyledikleri doğru değil. Vatandaşlara ülkelerinde demokrasiden memnun ya da memnun olmadıkları soruldu. 1973-2020 yılları arasında yapılan anketler analiz edilerek sonuçlar çıkarıldı.

Bu basit soru toplamda 4 milyondan fazla kişiye yöneltildi. Tüm veriler birleştirerek, dünya çapında son 25 yılda ve Batı Avrupa’da son 50 yılda değişen demokrasi algılarını ana hatlarını ortaya çıkartıldı.

Rot ayarı

Ve sonuçlar kesindi. Dünyanın neresine bakarsanız bakın, liberal demokrasinin bir kriz içinde olduğunu bulacaksınız.

Genel olarak, 1990’ların ortalarından bu yana liberal demokrasiden “memnun olmadığını” söyleyen insan sayısı neredeyse yüzde 10’luk bir artışla %47,9’dan %57,5’e yükseldi. Bu rakam, çalışmanın içinde bulunduğu en yüksek rakam ve 2019, demokratik hoşnutsuzluğun kayıtlara geçen en yüksek olduğu yıl.

Gelişmekte olan ülkelerde insanların yaklaşık yarısı ülkelerinde demokrasiden memnun değil- büyük bir rakam, bu son 25 yıl içinde sadece hafif bir artış temsil etse de. Yazarlar, yoksul ülkelerin yepyeni demokrasilerinden olumlu bir enjeksiyon aldığını, ancak insanların ülkelerinin suç ve yolsuzluğa geri döndüğünü görünce liberal demokratik değerlere olan inançlarının yıpranmaya başladığını belirtiyorlar.

Bu çözülme özellikle gelişmiş ülkelerde şiddetlidir (bu çalışmada Avrupa, Kuzey Amerika, Doğu Asya ve Avustralasya olarak tanımlanmıştır). Burada, ülkelerinde demokrasiden memnun olmayan insanların oranı son 25 yılda üçte birden yarıya yükseldi ve bu oran ortalama yüzde 17’lik bir artış anlamına geliyor. İronik ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde, demokrasiye olan inanç 2005 yılında, küresel ekonomik durgunluğun başlangıcından hemen önce doruğa ulaştı. Yani böbürlenmenin ardında düşüş başladı.

Demokrasi (Sosyal demokrasi) inancının güçlendiği bir bölge var. Yazarların deyimiyle “memnuniyet adası”, İsviçre, Danimarka, Norveç, Hollanda ve Lüksemburg’u kapsıyor. Burada insanların dörtte birinden azı demokrasiden memnun değil. Ama dünya demokratik vatandaşlarının %2’den azı bu vahada yaşıyor ve memnuniyetlerinin büyük bir kısmı muhtemelen dünyanın en zengin ve en istikrarlı ülkeleri arasında yer almaktan kaynaklandığı söylenebilir.

O kadar da özel olmayan bir ilişki

Tüm bunların ortasında, dünyanın en büyük liberal demokrasisi nasıl? Pek iyi değil. Amerika’da tek bir nesilde, her üç kişiden biri demokrasiden memnun değil- şaşırtıcı bir yüzde 34 puan. Nasıl sonuçlanacağını göreceğiz ama Başkan Trump’ın görevden alınması demokrasi algılarına nasıl etkide bulunak göreceğiz? Zaten kırılgan olan bir siyasi yapıya son darbe olabilir mi?

İngiltere’de Brexit liberal demokrasiye olan inancı tamamen yıkmıştır. Irak Savaşı’ndan sonra Blair döneminde ki birkaç titreme ve bazı milletvekillerinin harcanması skandalına rağmen 1970’lerden beri istikrarlı bir şekilde devam ediyordu.

Liberal demokrasinin çöküş kimin suçu ?

Baş yazar Dr Roberto Foa, “Popülizmin yükselişi liberal demokratik çöküşün neden değil daha çok belirtisi olabilir”‘ dedi. Ayrıca, “Demokrasiye duyulan güven azalıyorsa, bunun nedeni demokrasi kurumlarının ekonomik çöküşlerden küresel ısınma tehdidine kadar çağımızın bazı büyük krizlerini ele alamamasıdır. Demokratik meşruiyeti geri getirmek için bu değişmeli.”

Dr Foa haklı-bu algıların bir sorun değildir; sahte haberler ve ateş püsküren demagoglar tarafından şartlandırılmış ateşli bir halk. İnsanlar demokrasinin krizinin kendisinden kaynaklandığına inanıyor. Eğer batıdaki ana akım medyaya inansaydınız, Trump, Orban, Erdoğan, Bolsanoro ve Boris Johnson gibi sinir bozucu popülistler olmasaydı demokrasinin doğal seyrinde gidebilir miydi? Onlar aynı anda hastalığın nedeni ve belirtileridir. Kapitalizmin yaşamakta olduğu çok yönlü krizden dolayı iktidardan uzaklaştırılmaları durumunda her şeyin iyiye gideceğini düşünmek pek doğru olmaz.

Ama bu çalışma gösteriyor ki, insanlar, karşı karşıya kaldıkları liberal demokratik sistemden dolayı hayal kırıklığına uğruyor. Onlara, birkaç yılda bir seçim yaparak liberal demokratik bir toplumda yaşamaya karar vermeğe zorlanıyor. Ama giderek bunun böyle olmadığını görüyorlar ve liberal demokratik rejimlerin yanlış olduğunu anlıyorlar. Sürdürülebilir gerçek demokratik bir alternatiften yoksun bırakılıyor. Her seçim döngüsünde benzer biçimde önceden paketlenmiş adayların, en önemli konularda önemli ölçüde aynı politikalara sahip olmasına rağmen birbirleriyle sahte hararetli tartışmalar yaptıklarını anlıyorlar ancak değiştirecek örgütlü güçleri yok.

Liberal demokrasinin içinde bulunduğu kriz ”iki kurt ve bir koyun akşam yemeğinde ne yiyecekleri için oy kullanmasına’ benziyor. Aslında daha fazla insan demokrasiyi bu şekilde görmeye başladı. Geri kalanlar ölen koyunun yaydığı pis kokudan dolayı uyanıyor.

-İngilizceden çeviri ve düzeltmeler M. Taş

-Makalenin yazarı Peter Andrews, İrlandalı bilim gazetecisi ve yazarı.  Glasgow Üniversitesi’nden genetik diplomasıyla mezun oldu, 29 Ocak 2020, Rusia Today

About Mehmet Tas

Check Also

Demokrasi için Birlik Dayanışmaya Artan İlgi- Admin

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK DAYANIŞMA SAYFASINA İLGİ ARTARAK DEVAM EDİYOR Grafikten de görüldüğü gibi sayfa ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com