PEKİ YA EKONOMİSTLER VERİMLİLİK KONUSUNDA TÜMDEN YANILIYORLARSA?çeviri Fianancial times

Teknoloji endüstrisi, dijital genişleme, gelişmiş fiyat şeffaflığı ve mevcut iş modellerinde yarattığı “yaratıcı yıkımı” ile verimlilik artışlarının açık ve doğal olduğunu savunuyor. Onların gözünde, sürekli olarak daha düşük maliyetle daha fazla değer sunmakla ilgili ne yanlış olabilir? Aksini gösteren herhangi bir veri, eski ekonominin bir başka kusurunun göstergesi olabilir ancak.

Peki ya ekonomistler verimlilik konusunda tümden yanılıyorlarsa?

Birkaç yıl önce, fonlar ABD Federal Rezervinin faiz oranlarını kademeli olarak artırarak; tahvil ve ipoteğe dayalı menkul kıymetleri geri alarak para politikasını yakında “normalleştireceğini” tahmin ediyorlardı. Bu adımlar atılacak ve böylece gelecekteki yeniden bir kriz çıktığında Fed faiz oranlarını yeniden aşağı indirecek özgürlüğe sahip olacaktı.

Aradan geçen iki yılda, ABD’nin para politikası normalden başka bir her şey gibi görünüyor. Faizler yükselmeye başladığında ve bilanço düştükçe, piyasalar ve temelde reel ekonomi bu değişikliği sindiremedi. Bunun yerine, dünya çapındaki merkez bankaları büyümeyi sürdürmek için alışılmışın dışında bir başka para politikası – ultra düşük faiz oranları ve niceliksel genişleme – uygulamak zorunda kaldılar.

Verimlilik artışının neden anemik olduğu ve enflasyonun inatla düşük olduğu konusunda kayda değer endişeler var. Bu önemli, çünkü bir ekonominin nüfusundan daha hızlı büyümesine izin veren verimlilik artışları, ulusal servet artışlarını belirler. Benzer şekilde, enflasyon serveti aşındırır, bu nedenle çıktıları sadece yüksek fiyatları yansıtmaktan ziyade kazançların gerçek olduğundan emin olacak şekilde ayarlamamız gerekir.

Oysa bugün bu kritik konuda Silikon Vadisi ve ekonomistler arasında bir “sağırlar diyaloğu” var. Ekonomistler, verimliliğin hizli arttığını gösteren boylamsal verilere işaret ediyor ve uçan arabalar gibi gerçek teknoloji atılımlarının olmadığına işaret ediyor. Ancak teknoloji endüstrisi, endüstriden dijitale hızla dönüşen bir dünya ekonomisine bakıyor ve değişikliklerin üretkenliği ışık hızında ilerlemesine neden olması ve yaygın finansal faydalar yaratması gerektiğini savunuyor.

Teknoloji liderleri ayrıca, her yerde her şeyden maliyetleri ortadan kaldırma misyonunda olduklarını belirtiyorlar. Hızla iki katına çıkan işleme hızları ve algoritmaların kullanımı, üreticilere ve tüketicilere çok daha düşük bir maliyetle birçok fiziksel aktiviteyi yok edecek şekilde yazılım kullanmamızı sağlamakta. Bu arada akıllı telefonlar, e-ticaret ve küresel tedarik zincirleri fiyatları düşürüyor.

Teknoloji endüstrisi, dijital genişleme, gelişmiş fiyat şeffaflığı ve mevcut iş modellerinde yarattığı “yaratıcı yıkımı” ile verimlilik artışlarının açık ve doğal olduğunu savunuyor. Onların gözünde, sürekli olarak daha düşük maliyetle daha fazla değer sunmakla ilgili ne yanlış olabilir? Aksini gösteren herhangi bir veri, eski ekonominin bir başka kusurunun göstergesi olabilir ancak.

Bunu göz önünde bulundurarak, küresel ekonominin neden faiz oranlarının ılımlı bir şekilde yükseltilmesine bile alerjik olduğu sorusuna geri dönelim. Geleneksel iktisatçılar haklıysa ve gerçek faiz oranları (fiili seviyeler eksi enflasyon) aslında sıfıra yaklaşıyorsa, tarih faizlerin bir aksamaya neden olmadan önemli ölçüde artırılabileceğini düşündürür.

Şimdi, verimlilik artışı, düşük enflasyon ve gayri safi yurtiçi hasıladaki mütevazı artışlarla karakterize edilen bir ekonomide yaşamadığımıza dair teknoloji liderlerinin görüşünü düşünün. Hızlı verimlilik artışı ile beraber, artan çıktı ve acımasız fiyat düşüşleri olan bir ekonomide yaşadığımız doğruysa ne olacak? Böyle bir deflasyon bugün yüzde 2 civarında gerçekleşiyor olsaydı, reel faiz oranları kabaca tarihi seviyelere eşit olacak ve ekonomik faaliyetlerin faizlerdeki artışlara karşı inatçı direnişi şaşırtıcı olmayacaktı. Bu alternatif görüş gerçeğe daha iyi uyuyor mu?

Orta derecede deflasyon mutlaka zararlı değildir. ABD ekonomisi, 19. Yüzyılda önce çiftliklerin ve taşımacılığın mekanizasyonu ve daha sonra sanayinin tarımın yerini alması nedeniyle kısmen iki ekonomik değişim ve tabi deflasyon nöbetlerine katlandı. Her iki durumda da, geçiş hem çıktı hem de yaşam standartlarını önemli ölçüde yükseltti. Ancak 19. yüzyıl aynı zamanda çok sayıda ciddi durgunluktan da etkilenmiş, bu da para politikası araç setine acil ihtiyaç olduğunu ve nihayetinde ABD Federal Rezervinin oluşturulmasına şahitlik etti.

Deflasyonist bir ekonomide farklı olarak ne yapardık? İlk olarak, kredi verenlerin borçlulara ödeme yaptığı negatif oranlarının ters yüz ettiği dünyasına – operasyonel ve psikolojik olarak – hazırlanacağız. Fed’in mevcut spesifik enflasyon oranlarını hedefleme görevinin yerine “daha iyi, daha hızlı, daha ucuz” teknolojiyi dikkate alan yeni satın alma gücü ölçümleri getirilecek. Piyasaların, faaliyetin durduğu nominal faiz oranlarını belirlemesini isterdik. Ve nominal oranlardan ziyade gerçek hakkında konuşurduk.

Paradigma kaymaları radikal bir yeniden düşünmeyi gerektirir. Günümüz ekonomisi, teknolojik değişim ve küreselleşmenin etkisiyle dönemsel bir şok geçiriyor. Bu, şu anda dünyanın çoğunda yaygın olan negatif nominal oranların normal olabileceğini ve uzun süre bizimle birlikte olabileceğini düşündürmekte. Politika yapıcılar dünya görüşlerini ve araçlarını artık buna göre uyarlamalı.

 

– Financial Times’tan çevriren Para Analiz dergisi

About Mehmet Tas

Check Also

Ortak Program, Kolektif Olmayan Eylem Planı 2 *-Yanis Varoufakis-Çeviri

“Ama, İE nedir?”. Birçoğunuzun şu soruyu sorduğunu duyuyorum. “Pratikte ne anlama geliyor?” Böyle büyük bir …

One comment

  1. Vahit Azazi Verimlilik artışı direkt olarak arz-talep dengesine bağlidir, talep yoksa, üretim de (verimlilik) olmaz, talep olabilmesi icin insanlarin satin alma güçlerinin olabilmesi lazım, bunun icin reel ücretlerin arttirılması gerekir.Bu nedenle verımlilik artişi olmayacaktir bence.”Yaratıcı yıkım” bu süreçte başlayacaktır. tüm kapitalistler pastadan daha büyük parça koparabilmek icin, en yeni teknolojiyi kullanmaya ve böylece rakibinden daha ucuza üretip daha ucuza satmaya calişacak, kapitalizmde rekabet zorunlu bir temel yasa oldugu icin, bu yarıştan hic bir kapitalist kaçınamaz, ama insanlarin düşen satin alma gücü nedeniyle pasta daha da küçülecegi için, sonunda iflaslar kaçınılmaz olacak ve büyük balık kücük baliğı yutacak ve böylece dünya çapında tüm üretim, enerji, ham maddelere sahip bir kaç tana monopol kalacaktır. digital teknoloji üretimde insana ihtiyaci kalmayacak ama, tüketim alaninda duvara toslayacaktir. bu durumda kapitalizmin önünde tek bir yol kaliyor, o da, üretip satabilmek için, insanlari caliştirmadan para vermek zorunda kalacak ve böylece calişmadan yaşayabilen insanlar, kendilerini gerçeklestirebilme olanagını bulacak ve özgürleşecektir. Marx, “Özgürlük, zorunlu calişmanin bittigi yerde başlar” sözünü akılda tutalım
    Simdi birileri, “Kapitalizm bu kadar hümanist olamaz” dediğini duyar gibi oluyorum. Kapitalizm hümanist olduğu icin değil, kendini devam ettirebilmek için bunu yapmaya zorunludur. bu gerçekleştiğinde, bildigimiz kapitalizm , bir evrim geçirmis olacak ve kapitalizm sonrasina adim atilmiş olacaktir. Son tahlilde degişimi bilgi teknolojisinin zorunlu rekabet nedeniyle üretim ve hizmet sektolerine girmesiyle, değişimin motor gücü olacaktir.Digital teknoloji elbette yeni .çalişma alanlari da yaratacak ama geçmışten farkli olarak,yeni yaratilan iş alanlarina canli emek değil, yine robotlar yerleştirilecektir çünkü robotlar canli emekten çok daha ucuzdur., sigortasi yok, emeliliği yok, izni yok vb.). Ancak kapitalist bu noktada sıkıntıya girecektir. digital teknoloji nedeniyle işsiz kalacak milyonlarca insan, devlete vergi veremeyecektir böylece devletin kasassina daha az para girecektir.Digital teknoloji yeni bir meta yaratmiyor, sadece var olanlari daha ucuz ve daha çok üretme yeteneğine sahiptir.
    Günümüzde çevre ve iklim değişikligi sorunu ve getirdiği acil cözüm, sermaye sisteminin bir başka yerden sıkıştıracaktir, bu nedenle “Kapitalizm sona geldi” sözü artik bir hayal değil, bir realitedir bugün
    Faizler konusunda kisaca diyeceğim, Almanyada faizler sıfır noktada olduğu halde, hiç bir işveren cesaret edip bankalardan kredi alıp yatırım yapmıyor, çünkü ürettiğini satabileceginin garantisini göremiyor.
    Son söz yerine, Evet digital teknoloji eski teknolojiye göre verimliliği arttirma yeteneğine sahip, ancak bunun icin, yani verimli olabilmesi icin, baska kosullarin da var olmasini gerektiriyor.Ama o kosullar, ne bu gün ne de yarin var olmayacaktir..

    Mehmet Tas
    Mehmet Tas Anlattıkların doğru ama sanki biraz uzak gibi geliyor bana. Fanancial Tımes kapitalist dünyaya akıl veren bir dergi. Şu anda, liberal kapitalizmin karşılaştığı yakıcı sorunları radikalca ortaya koyuyor. “Günümüz ekonomisi, teknolojik değişim ve küreselleşmenin etkisiyle dönemsel bir şok geçiriyor.” diyor bu şokun nerede yaşandığını da şöyle açıklıyor “şu anda dünyanın çoğunda yaygın olan negatif nominal oranların normal olabileceğini ve uzun süre bizimle birlikte olabileceğini düşündürmekte. Politika yapıcılar dünya görüşlerini ve araçlarını artık buna göre uyarlamalı.” Uyarlamalı derken bankaları ve finans sektörü ne yapacağınızı düşünün demeye getiriyor. Faizlerin uzun bir dönem sıfır veya negatif kalacağına göre bu sektör daralacak, ABD ve İngiltere’de öncü sektör olmaktan çıkacak. Mali sermaye ekonominin motoru olmaktan uzaklaşacak. Öte yandan, Ulusal gelirden önemli bir pay bankaları kurtarmaya ayrılabilir dolayısıyla yeni teklonoji için yatırımlar ciddi bir biçimde azalabilir. Global rekabet buna ne kadar izin vereceğine bakmak lazım. Rusya ve Çin sanayi devriminin yarattığı yenilikleri kullanmaya hız verirse finans sektörün yapısal değişimi kaçınılmaz olacak. Kapitalist sistem şoktan kurtulmak için yeni teknolojiye gerekmedikçe sarılmayı tercih etmeyecek. …..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com