SÜREKLİ DEMOKRASİ ÜZERİNE KONUŞMAK ZORUNDA KALIYORUZ H. Karataş

Vahit arkadaş, E.Mandel’i referans gösteriyor ve alıntı yapıyor. “Lenin, yetkilerin sınıfa değil de öncülere ait olduğunu söylediği için demokrat sayılmaz” diyor. Lenin’e ait bu yakıştırma doğru değildir. Ekonomilerin gelişmediği yerde demokrasilerde gelişemez. Örn.  kimse Atatürk’ün demokrat olmadığını iddia edemez. O da demokrasiyi, o zamanın cılız burjuva sınıfına bırakmamış ve demokrasisi, öncüler eliyle icra edilmiştir. Demek istediğim, demokrasinin öncüler eliyle temsili, demokrasinin olmadığı anlamına gelmez.

Eski komünist parti tüzüklerini hatırlayın, Demokratik merkeziyetçilik esastır. Ancak demokrasi merkez komiteye aittir. Bu, komünist partilerin demokrat olmadığını mı gösteriyor? Hayır, göstermez. MK örgüte ait tüm sorumlulukları üstlenmiştir. O nedenle demokrasi onlara verilmiştir. Tüm üyeler ayni yetkilere sahip olsa disiplin olmaz ve görevler gerçekleşmezdi.

A.Negri, 2000 Li yılların başında “insanlık, kendi tarihinde ilk kez tam demokrasiye erişme imkânını elde etmiştir” diye çokluk kitabında yazmıştır. Bu çok büyük yanlıştır. Ayni tarihlerde demokrasinin tüm insanlığa el sallamakta olduğunu ve hiçbir zaman geri gelmeyeceğini yazmıştım. Okuyanlar itiraz etmiyor ve nedenlerini de sormuyordu. Ya ne demek istediğimi anlamıyorlar ya da Türkiye’ye özgü yazdığımı sanıyorlardı. Oysa dünya boyutu ile kastediyordum. O günden bu yana demokrasi fazlasıyla eksildi. Şimdi de ayni biçimde tekrar ediyorum. Demokrasi, el sallamaya devam ediyor. Yakın gelecekte tümüyle görünmez olacaktır.

Çoğunlukla solcu arkadaşlar, “eski sosyalizmin çözülmesini, demokrasinin geldiği” biçiminde yorumladılar. Oysa o tarihte, eski sosyalist ülkelerde demokrasi eksiliyor ve daralıyordu. Sosyalizm ile birlikte demokrasi de ayrılıyordu. Burada sadece Vahit arkadaşı eleştirmek istemiyorum. Eleştirimin içeriği oldukça geniştir. Sosyalizmin çöküşü ile birlikte demokratik mücadelenin önünün açıldığı sanıldı. Bu yanlıştı. O gün bugündür. Hala demokratik mücadele esas alınmıştır. Özellikle kürt halkı için bu önerilmiştir. Oysa kürt halkı o tarihlerden bu yana öyle tezgahlar için çekildi ki başına gelmedik felaket kalmadı. Olup biteni anlamadan hala demokratik mücadele esas alınmak istenmektedir.

Bugün dünya boyut bir devrimci durum söz konusudur. Dikkatler ve gözler devrimlerin öncülerinde olmalıdır. F.Başkaya dikkat çekiyor. “ Ay sonunu getiremeyenler ile ekolojiyi sahiplenenler ittifak yaptığında kapitalizmin sonunu getireceklerdir”. Doğru mu söylüyor? Evet, güzel şeyler söylüyor. Tabi ki bu söylenenler ve edimsellikler ileride açılmak koşuluyla doğrudur. Zaten benimde sürekli yazdıklarım genelde bu içeriklerdir. Olası devrimlerden sonra demokrasi olacak mıdır? Olmayacak. Demokrasi, genişliktir. İlk genişlikler, 1976’da ÇHC’de, ardından İran molla rejimiyle, Türkiye 12 Eylül’ü ile en sonu tüm sosyalist ülkelerin çözülmesiyle büyük bir daralmaya gidilmiştir. O günden bu yana bir cm genişleme olmamıştır. Olmayacaktır. Yeni “devrimler” özgürlük getirecektir. Ancak bu özgürlük demokrasi değildir.

evam ediyor. Yakın gelecekte tümüyle görünmez olacaktır.

Çoğunlukla solcu arkadaşlar, “eski sosyalizmin çözülmesini, demokrasinin geldiği” biçiminde yorumladılar. Oysa o tarihte, eski sosyalist ülkelerde demokrasi eksiliyor ve daralıyordu. Sosyalizm ile birlikte demokrasi de ayrılıyordu. Burada sadece Vahit arkadaşı eleştirmek istemiyorum. Eleştirimin içeriği oldukça geniştir. Sosyalizmin çöküşü ile birlikte demokratik mücadelenin önünün açıldığı sanıldı. Bu yanlıştı. O gün bugündür. Hala demokratik mücadele esas alınmıştır. Özellikle kürt halkı için bu önerilmiştir. Oysa kürt halkı o tarihlerden bu yana öyle tezgahlar için çekildi ki başına gelmedik felaket kalmadı. Olup biteni anlamadan hala demokratik mücadele esas alınmak istenmektedir.

Bugün dünya boyut bir devrimci durum söz konusudur. Dikkatler ve gözler devrimlerin öncülerinde olmalıdır. F.Başkaya dikkat çekiyor. “ Ay sonunu getiremeyenler ile ekolojiyi sahiplenenler ittifak yaptığında kapitalizmin sonunu getireceklerdir”. Doğru mu söylüyor? Evet, güzel şeyler söylüyor. Tabi ki bu söylenenler ve edimsellikler ileride açılmak koşuluyla doğrudur. Zaten benimde sürekli yazdıklarım genelde bu içeriklerdir. Olası devrimlerden sonra demokrasi olacak mıdır? Olmayacak. Demokrasi, genişliktir. İlk genişlikler, 1976’da ÇHC’de, ardından İran molla rejimiyle, Türkiye 12 Eylül’ü ile en sonu tüm sosyalist ülkelerin çözülmesiyle büyük bir daralmaya gidilmiştir. O günden bu yana bir cm genişleme olmamıştır. Olmayacaktır. Yeni “devrimler” özgürlük getirecektir. Ancak bu özgürlük demokrasi değildir.

Sinan Abuzer Akdağ

Sinan Abuzer Akdağ Demokratlıkla “takkiye” ve “insan kullanma” becerisini karıştırıyor olmayasınız?

Demokratlığa ilişkin örneklemenizle birlikte yazınızın kalanını okuma gereği duymadım, üzgünüm!

Hasan Karataş

Hasan Karataş Gerçeği kabullenmek istemiyorsun. Dünya boyut konuşuyorum. Son otuz yılda bir adım demokratik ilerleme olduğunu kanıtla sözlerimi geri alacağım. Demokrasi artık gelişemez. Bu gerçektir. Gurubun ismindeki demokrasi ifadesi sadece ritüeldir. Oysa insanlık, derinlemesine kendi gerçeklerini tartışmalıdır. Burada olup biten tartışmalar, bu çerçevede ele alınmalıdır. Demokrasiye yeniden tanımlarken aslında demokrasi karşıtlığı yapmıyorum. Demokrasilerin aşılması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Demokrasilerin bir adım ötesi özgürlük toplumlardır. Ki bu yukarıda yazılmıştır. Hem Lenin, hem de Atatürk demokrattı. Lenin, çok daha fazlasıyla demokrattı. Zira daha büyük bir sınıfın daha çoğunluk öncülerin demokratıydı. Atatürk öyle değildi ama demokrattı. Tarihsel kişilikleri, kendi gerçekleri ile ifade edelim. Lenin demokrat değildi demek çok büyük yanlışlıktır. Hatta ekim devrimini demokratik devrim diye tanımlayanlar haksız değildir. Ekim devrimiyle Rusya’da demokrasi genişlemiştir.

Vahit Azazi

Vahit Azazi Hasan Karatas, dün bu tartismadan yoruldugumu yazmistim, bu nedenle simdilik yanit yazmamayi tercih ediyorum,ancak yazdiklarinin coguna katilmadigimi da belirteyim, Paylasimimda Mandel den aktardigim alintinin da Lenine ait oldugunu hatirlatirim.

Hasan Karataş

Hasan Karataş Mandel’den yaptığın alıntının Lenin’e ait olduğunu biliyorum. Ona rağmen Lenin demokrattır diyorum. Lenin’in yetkilerin komünist partisinde toplanmasını anlaşılır buluyorum. Bu o zamana ait demokrasiler ile çelişkili bir durum değildir. Bugün demokrasiler,bir daha geri dönmemek üzere geri çekiliyorsa bu keyfiyet değil, realitedir. Israrla bunu belirtmek istiyorum.

Vahit Azazi

Vahit Azazi Peki, yazmak zaruret oldu artik, kaynaklarin nedir bilmiyorum, ama benim türkce ve Almanca kaynaklarimdan ögrendigim, bolsevik partisi 1921, 10. kongreye kadar dünyanin en demokratik partisi (Burjuva partileri dahil) Lenin in de en demokrat parti lideri oldugunu ögrendim, benim Lenine elestirilerim Ekim darbeinden sonraki döneme aittir, yani Leninin iktidar oldugu döneme.

Mustafa Kirli

Mustafa Kirli Demokrasiyi nasil tanimliyorsunuz bilemem ama benim bildigim insanlarin hem ekonomik hem de sosyal politika anlaminda esit haklara sahip olmasidir. Ekonomik tarafi pas gecilerek demokrasi tanimi yapilirsa ki sanirim bu yapiliyor, ortaya cikan cesitleme…Daha Fazlasını Gör

Tacettin Demir

Tacettin Demir Sınıflı toplumlarda demokrasiden asla vaz geçilemez demokrasi aynı zamanda iktidarı elinde tutan sınıfın gelişmesidir Ama bir geçek yüzümüze çarpıyor demokrasinin sınırlarını iktidardaki sınıf belirliyor.Onun önceliği iktidarının devamlılığı olduğu bir pratik yaşamda görülmüştür Demokrasi yönünde eleştiriler gelişme çağrısıdır Fakat bazı zaman dilimi bu kısıtlamaları haklı gösteriyor Bana göre Lenin iyi niyetli ama zaman ona daha kısıtlı davrandı .

Hayri Zafer Korkmaz

Hayri Zafer Korkmaz Biraz önce kendi sayfamda “tarih” ve “tarihçiler” üzerine bir kaç cümleye sığdırılmış ironik olmaya çalıştığım satırları postaladım, sonra da bu iletiyi okudum. Ve dedim ki, ironi yapılırsa bu uzun satırlardaki gibi yapılmalıdır. Çok yaşayasın be arkadaş! Gazoz içmiş gibi oldum!

Aysan Ucta

Aysan Ucta ARKADAŞLAR TÜRKİYE’NİN İÇİNDE YAŞADIĞI AĞIR KOŞULLARDA, BİLEREK BİLMEYEREK, İSTEYEREK İSTEMEYEREK DEVRİMCİ GELENEĞİ TEORİK TARTIŞMALARIN İÇİNE GÖMMEYE ÇALIŞANLAR OLABİLİR. HER DÖNEMDE OLMUŞTUR.

BİR SÜREDİR BU SAYFALARDA DA VAR. ŞİMDİ SORUN, LENİN DEMOKRTATMIYDI-DEĞİLMİYDİ SORUNU DEĞİL.

BUNLAR GÜNÜ GELDİĞİNDE TARTIŞILIR TABİİ. ANCAK BUGÜN İÇİN İNSANLARIN KAFASINDA HEM MARKSİZM’İ SULANDIRACAK, HEM DE BİZLERİ GÜNCEL SORUNLARDAN UZAKLAŞTIRACAK BECERİKLİ (!) ARAYIŞLARDIR.

BUGÜN ÜZERİNDE DÜŞÜNÜLMESİ GEREKEN, DİNCİ FAŞİST EĞİLİMLERE KARŞI ‘NASIL BİR MÜCADELE YÜRÜTÜLEBİLİR’E KAFAMIZI YORMALIYIZ.

 

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Özgürlüğün -ve eşitliğin- olmadığı bir durum Demokrasi değildir. Özellikle felsefi olarak bu böyledir, bu iki kavram Demokrasi olgusunun kaynak kavramlarıdır ve bu olguya anlamını verir. Demokrasi kavramını sadece form, yapı ve kurumsallık bağlamında görmek, bizi bu yanlış tanımlamalara götürüyor. Demokrasiyi Devlet ile birlikte düşünmek yanlışından vazgeçmek, kavramı Toplum ile birlikte düşünrek Devlete karşı anlamak gerekiyor. Yoksa klasik burjuva demokrasi formunun içine sıkışmak ve tam da Devlet ve Sermaye formlarının düşüncemizi belirlediğini görmek durumunda kalabiliriz.

Tacettin Demir

Tacettin Demir Neye göre işçi sınıfının özne olmadığı ve komünist Partileri saf dışı bırakılıyor hangi maddi koşullar bu değişimi yapıyor. Neye göre bir teori oluşuyor. Elbette üretim araçları ve üretici güçler 1917 veya 1871 şartlarında değil İşçi sınıfı da değişime…Daha Fazlasını Gör

Sait Almış

Sait Almış Ferruh; “Özgürlüğün -ve eşitliğin- olmadığı bir durum Demokrasi değildir.” diyorsun. Eğer kastettiğin burjuva demokrasisi ise doğru söylüyorsun. Çünkü bu iki kavram (özgürlük ve eşitlik), yanına da kardeşlik kavramını eklesen burjuva devrimlerin sloganıdır.

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Sait Almış burjuva demokrasisi olmadığı yazıda var, tam tersine, sınıf mücadelesinin, toplumsal değişimlerin ‘başkaldıran’ sosyalist ve komünist demokrasisi, devrimci demokrasileri, özgürlük ve eşitlik kavramlarında anlamını bulan. Sermaye sınıfı ile eşitliği arayan değil, yeni toplumun yeni kurucu aktörleri arasındaki farklılıklara önem veren bir eşitlik durumu.

Sait Almış

Sait Almış senin dediğin gibi, “Bu iki kavram Demokrasi olgusunun kaynak kavramlarıdır ve bu olguya anlamını verir.” sözü burjuva demokrasisini genelleştirmek, demokrasi deyince burjuva demokrasisini anlamaktan öteye geçemez. Yani bize Atina demokrasisini ya da proleter demokrasiyi anlatamaz.

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Demokrasi kavramını, ‘Devletin bir Biçimi’ olarak gördüğün sürece bu konuda ortak bir noktada buluşamayacağız. Marx’ın 1843 yazılarına bak, oradaki ‘hakiki demokrasi’ tanımını incele, sonra o konuda konuşalım. Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi, sf.45-50 arası.

Kitabı bu grupta paylaştım.

Sait Almış

Sait Almış Olur Ferruh, o yazıya bakarım. Peki, Marx proletarya diktatörlüğü kavramı ile demokrasiyi devlet dışında mı göstermek istiyordu sence?

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Tam da o proletarya demokrasisidir. Ne kadar uygulandığı veya uygulanabildiği ayrıdır ama normatif olarak demokrasinin gerçekleşmiş halidir ama henüz ‘sonul halini’ almış bir demokrasi değildir. Sonul hali Marx’ın ‘hakiki demokrasi’ dediği, devletin -bildiğimiz anlamda- ortadan kalktığı, kaldırıldığı anda gerçekleşeceği haldir. (Ki politika yapmanın yeni biçimlerinin ortaya çıkması anlamında bu süregiden yeni toplumun demokrasisidir, komünist toplumun demokrasisidir, tarihin sonu anlamına gelmeyen bir sonulluktur bu)

Sait Almış

Sait Almış Marx’ın sınıfsız toplum için söz ettiği şey demokrasi değil,” özgürlüktür”. Gotha ve Erfurt Programlarının Eleştirisinde öne sürdüğü görüş budur.

Hasan Karataş

Hasan Karataş Ferruh arkadaş, o dediğin kitaba ben bakmıştım. Dediğin, cümlelere rastlamadım. Belki de gözden kaçırmış olabilirim. İstersen o cümleleri buraya taşı, alıntı üzerinde daha net konuşabiliriz.

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Hasan Karataş beş sayfa, nasıl paylaşayım. Sayfa numaralarını verdim. 45-50 arası ve demokrasi için yazdıkları üzerine dünya marksist hareketi tartışmalar sürdürüyor, makaleler, kitaplar yazıyor. Bu yazıdan eğer bir şey anlaşılmıyorsa, ki bence Marx çok açık yazmış, teoriye fazlasıyla önyargılı yaklaşıldığı sonucu çıkar. Erken dönem yazısıdır, gözardı edilebilir denebilir. O da tercih edilebilir. Ama benim Marksizm anlayışım için Marx’ın bu yaklaşımı çok doğru bir yaklaşım. Devrimci bir demokrasiyi, sınıf mücadelesinin ana kaynağı yapmazsak, yapamazsak başka bir duvar’ın altında kalmamız da kaçınılmaz olacaktır.

Sait Almış

Sait Almış Ferruh sana bir not. Marx’a göre komünizmde eşitlik yoktur. (Adalet gibi). O halde Marx senin dediğin gibi “hakiki demokrasi’ dese bile burjuva demokrasisinin eşitlik, kardeşlik, adalet gibi kavramlarını attığımızda geriye kalan sadece ÖZGÜRLÜKTÜR.

Yani Marx için aslolan ÖZGÜRLÜKTÜR. bu yüzden Marx komünist toplumu “özgür bireylerin birliği” olarak tanımlar. Yoksa “demokrat insanların toplumu” derdi…

Hasan Karataş

Hasan Karataş Ferruh arkadaş, O dediğin bölümü okudum. “Devletin ortadan kalktığı anda hakiki demokrasi gerçekleşecektir” diye bir yazı göremedim. Eğer öyle bir yazı varsa bunu yazan Marks ile benim bildiğim Marks ayni kişi değildir. Marks’ın düşünsel perspektifinde devlet ortadan kalktığında demokrasi gerçekleşir diye bir şey yok. Beş altı sayfalık bölümün içinde bu dediklerin 1-2 cümle içinde geçer. O cümleyi buraya getirsen sorun çözülecek. Aksi durum da Marks yanlış tanınmış olacak.

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem “Örne­ğin krallıkta özel bir öğe, yani siyasal anayapı, siyasal ana-

yapı olarak, bütün öteki özel öğeleri egemenliği altına alan

ve belirleyen Evrensel anlamına geliyor. Demokraside dev­

let, Özel öğe olarak, Özelden başka bir şey oluşturmuyor ve

Evrensel olarak o, gerçek Evrenseli oluşturuyor, yani öteki

içerikten farklı bir belirlenmişlik göstermiyor. Çağdaş Fran-

sızlar bunu, gerçek demokraside siyasal devlet yitip gidiyor

diye yorumluyor. Siyasal devlet olarak, siyasal anayapı ola­

rak devletin, artık bütün olarak kabul edilmediği anlamında

doğrudur bu.” Marx, Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi, sf.48

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Bununla birlikte özel mülkiyet ilkesi, kolektif yaşamın

kurulmasına karşıtlığı ile Marx’a daha o zamandan insanal

yabancılaşmanın temel nedeni olarak göründüğü ve toplu­

mun ve devletin köklü bir dönüşümü ile bu yabancılaşmanın

ortadan kaldırılması zorunluluğunu Marx temel gerekirlik

olarak koyduğu için, özel mülkiyetin siyasal ve toplumsal so­

nuçlarının incelenmesini daha ileri götürerek Marx,78 özel

mülkiyetin köktenci kaldırılmasında toplumsal dönüşümün

zorunlu koşulunu ve proletaryada da burjuva toplumun orta­

dan kaldırılması ile bu dönüşümü gerçekleştirmeye aday

devrimci öğeyi görme yolunu tutacaktı. “Gerçek” demokrasi­

yi devletin ussal biçimi olarak tasarlayan Marx, çok geçme­

den bu ussal devletin proleter komünist bir devrimin yapı­

tından başka bir şey olamayacağını düşünecekti. Fransız-

Alman Yıllıklarındaki makalelerinde Marx, “gerçek” demok­

rasiden komünizme giden bu evreyi aşacaktı.”

Aynı kitap, Auguste Cornu, sf.249 (Marx’ın 1843 elyazmalarının yorumunda)

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem …Marx’ın 1843’ten itibaren çözmeye koyulduğu şey de budur. Kreuznach müsveddesinde şöyke yazar: “Politika düşüncesi ile demokrasi düşüncesi birbirine sımsıkı bağlı gibidir.” Tocqueville demokrasiyi devletke (“demokratik devletle”) ilişkilendirirken, genç Marx “hakiki demokraside siyasal devletin ortadan kalktığı”nı öne sürer. Böylece devletin sönümlenmesi teması çok erken bir tarihte ortaya çıkar.” Daniel Bensaid, Daimi Skandal, sf.29

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem “Halkların kendi kaderleri üzerinde söz sahibi oldukları varoluş biçimidir demokrasi. Devletin sönümlenmesi denilen ucu açık süreç anlamında, halka içkin politikadır. Ancak bugün yeniden ve ağır ağır icat edilen biçimleriyle komünust olduğumuz takdirde, hakiki demokrasi olna, dolayısıyla halkların tarihsel hayatında homojen insanlar olna şansımız olduğu açıkça görülüyordur öyleyse.”

Alain Badiu, Demokrasi Bayrağı, sf.23 (Radikal Fransız teorisyeni, filozofu. Yakın dönem itibariyle komünizm tartışmalarının düzenlediği uluslararaSı konferanslar aracılığı ile gündeme getirmesi ile daha da önem kazanan bir isim.)

Sait Almış

Sait Almış Marx’ın 1843 yazılarına bak, oradaki ‘hakiki demokrasi’ tanımını incele, sonra o konuda konuşalım. Ferruh bu alıntıların Hasanarkadaşın ve benim soruma yanıt oluşturmuyor. Sen bana “Marx’ın 1843 yazılarına bak, oradaki ‘hakiki demokrasi’ tanımını incele, sonra o konuda konuşalım., ” dedin. Hasan Karataş arkadaş da Marx’ın “hakiki demokrasi” dediği bir cümleyi aktar bana dedi.

Çünkü ben ve Hasan şuna inanıyoruz; Marx’a göre sınıflardan ve devletten bağımsız “gerçek” ya da “hakiki” demokrasi anlayışı yoktur.

Sen var olduğunu söyledin ve kaynak gösterdin. Ama kaynağında Marx’a ait böyle bir tanım yok.

Sen Marx yerine benim “NeoCom” dediğim yeni komünistlerin görüşlerini aktardın bize.

Olmadı Ferruh….

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Saf demokrasi anlayışını nereden çıkardın, nerede savunduğumu gördün. Bir örnek versene. Nasıl bir çarpıtma bu. Ne hakla yapıyorsun bunu?

Ferruh Erkem “Gerçek demokraside siyasal devletin yitip gitmesinden” ne anlıyorsunuz? Güncel teoriyi sürekli gelişyiren ve tartışmalarla Marksizmi geliştirmeye çalışan insanlara ideolojik mühür vurma kolay da çok geçerli bir yöntem değil. Ortodoksi işte burada ortaya çıkıyor. Uluslararası marksist araltırmalardan tej bir satır etmeden, üstelik de bir kalem de silip atma kolaycılığıyla ezberleri sıralayabilir ama tek bir teorik soruna bile çözüm getiremezsiniz.

Olmadı dediğin, konuya gösterdiğin sekter ve dar bakış açısı.

Sait Almış

Sait Almış devletin yok olup gitmesi yani sönümlenmesi proletarya diktatörlüğü döneminde olur. “Gerçek demokraside siyasal devletin yitip gitmesinden, anladığım budur. ” Yani burada sözü edilen “gerçek demokrasi” proletarya diktatörlüğüdür. Sınıfsız toplumda ne devlet, ne de demokrasi olacaktır. Sadece” ÖZGÜRLÜK” olacaktır.

Sait Almış

Sait Almış Uluslararası Marksist araştırmacılara gelince; Ferruh’cuğum artık hayvan terli. Kim olursa olsun, artık adına bakmıyorum, söylediklerine ve kaynaklarına bakıyorum. Örneğin yukarıda Daniel Bensaid ve Alain Badiu’dan “gerçek demokrasi” konusunda alıntılar yapmışsın ama ikisi de bu konuda Marx’dan bir cümle aktaramıyor. kendi yorumlarını yapıyorlar.

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Uzatmayacağım, katılmıyorum. Demokrasi kavramının ikili anlamını unutmadan, gerçek bir demokrasinin devletin ortadan kalkması, sönümlemesi süreciyle gerçekleşmesi düşüncesi bana çok doğru geliyor. Özgürlük ve eşitlik kavramları da sınıfsal içerikleriyle birlikte bu devrimci demokrasinin anlamını oluşturacaktır. Kendi sınıf olma mantığını ortadan kaldırarak bu demokrasiyi gerçekleştirecek devrimci sınıf, toplumun en gelişmiş hali olan komünizmin yaşam biçimini oluşturacaktır.

Senin savunduğun görüşleri anlamakla beraber bunlara katılmıyorum. İyi geceler.

Hasan Karataş

Hasan Karataş Marks’ı yorumlayan 3. şahsı burada tartışmamızın içine almamız doğru değildir. Kendisi Marks’ı yorumlamıştır. Ne demek istediği ile de çok ilgilenmedim. Yorum, yorumcuyu bağlar. Yani Marks’ı bağlamaz. Biz burada Marks’ı tartışıyoruz. Burada Marks’ın kendisinin yazdıklarını esas almak zorundayız. Alıntıyı, el yazmalarında buldum. Marks, burada devletlerin ortadan kalktığında gerçek demokrasi gelecektir demiyor. Marks, gerçek demokrasilerde çağdaş fransızların bir yorumunu değerlendiriyor. Marks, mealen “demokratik olmayan devletlerde siyasal anayapı olmadan da devlet fonksiyonları maddesel olarak devam eder.” diyor. O zamanın çağdaş Fransızları ile tamamen ters düşüyor. Yani siyasal devlet, demokratik olmayan devletlerde yok olsa da devlet fonksiyonları işlemeye devam eder. Bu yazı üzerinde daha fazla çalışılabilir. Ancak bu yazı, devletlerin yok olduğunda gerçek demokrasinin geldiğini anlatmıyor.

Şimdi, neo com ya da başka birileri her kimse Marks ya da demokrasi adına ne diyorsa tartışabiliriz.

Ferruh Erkem

Ferruh Erkem Hasan Karataş çok dar yorumluyorsunuz. “gerçek demokraside siyasal devletin yok olup gitmesi” sözünü Marx’ın siyasal anayapı olarak doğrudur, değerlendirmesini negatif görüyorsanız tartışacak bir şey de yok demektir. İyi geceler.

Hasan Karataş

Hasan Karataş Çok yanlış anlıyorsun. Yazdıklarımı da yanlış anladın. Marks, çağdaş fransızların, gerçek demokrasilerde siyasal devletlerin yitip gitmesi, tespitini şu şekilde değerlendiriyor. Demokratik olmayan devletlerde siyasal devlet yitip gitse de devlet fonksiyonları maddi olarak işlemeye devam eder. diyor. Bunun dışında bir anlam varsa buyur söyle.

Sait Almış

Sait Almış Eyvallah Hasan arkadaş…Ferruh bizi anladı, ama görüşlerimize katılmadı.Hâlâ o dnem Fransızların “gerçek demokrasi” tanımını Marx’a aitolduğunu sanıyor. Bunun için de benim NeoCom (yeni komünist) dediğim yazarların görüşlerine itibar ediyor. İyi Geceler…

Mehmet Tas

Mehmet Tas DEMOKRASİ ÖLMEZ

Demokrasiyi tartışmak bir zorunluluk değil gerekliliktir. Hasan’ın yukardaki makalesi demokrasiyi devrimci tarihinden, ekonomik, sosyal ve politik radikal tarihsel süreçlerden uzak değerlendirdiğinden anti-demokrasi bir içeriğe sahiptir. Dolayısıyla tartışmayı demokrasi ve anti-demokrasi platformu üzerinden yürütmek kaçınılmaz oluyor. Daha önceki yazılarında da Hasan ısrarla devrimle demokrasiyi birbirinden ayırdı. Demokrasinin sonunun geldiğini, geri gelmemek üzere yok olup gittiğini ilan etti. 2500 yıllık demokrasi tarihinde buna benzer kaç defa egemen sınıflar tarafından öldürüldüğünü, kurşuna dizildiğini Hasan hiç sayabildi mi? Ama demokrasi emekçi halkın kendisidir dokuz canlıdır, ölümlerden defalarca yeniden ve yeniden doğdu. Hasan’ın ölüm fermanı pek etkili olacağını sanmıyorum.

Makalede demokrasiye yönelttiği anti-demokratik eleştirilere burada girmeyeceğim, merak edenler sitede koyacağım iki makaleyi okuyabilirler. İkisinde, devrimin demokratikleşmesiyle demokrasinin devrimcileşmesinin nasıl içiçe girdiğini paralele gittiğini anlatmaya çalıştım.

Hasan Karataş

Hasan Karataş Daha öncede soracaktım ama tartışmalardaki diğer öncelikler nedeniyle soramamıştım. Mehmet arkadaş demokrasinin 2500 yıllık bir tarihi olduğunu söylemektedir. İlk devletleri ve sonrası, Sümerleri kapsam dışı bırakıyor. Oysa Sümerler’de yazılı hukuk kuralları bile var. İlk devletler, modern çağa geçiş devletleridir. Demokratik devletlerdir. Kral’ın olması, demokrasinin olmadığı anlamına gelmez. Hukuk ve yasa nerede varsa orada demokrasi vardır. Taşınmaz özel mülkiyet geliştikçe demokrasilerde de kısıtlamalar artmıştır.

Demokrasilerin, hukukla doğrudan bağlantısı vardır. Hukuk, ekonomiye ayak bağı olduğunda ortadan kalkar. Hukukla birlikte demokraside ortadan kalkar. 21.yy ile birlikte demokrasinin insanı terk etme eğilimine geçmesini ifade etmem benim iradem değildir. Bu bir realitedir. Siz sanıyor musunuz ki devlet başkanları çok despotik o nedenle demokrasi ortadan kalkıyor. 1990 lı yılları hatırlayın, Ecevit iktidardaydı, Ulucanlar’da devrimcileri katlettiler. Yine hatırlayın, İnönü başbakan yardımcısıydı ve Sivas katliamını önleyemedi. Gazi katliamı da o tarihlerde oldu. Yine binlerce faili meçhul sivil kürt öldürüldü.

2000 li yıllara geçildiğinde ekonomik sistemler çöküş eğilimine geçtiler. Bir diğer yandan da devletler toplumlara muhtaç oldular. Yani doğrudan faşizme geçemiyorlardı. Bunun yerini ne aldı? Sistemsel değil, iradi devletler aldı. Hukuk olmayacak, devlet başkanlarının iradeleri ile krizler yönetilecekti. Yani demokrasi ortadan kalkıyordu. Bir daha geri gelmemek üzere ortadan kalkıyordu. Zira ekonomiler, çöküş eğiliminden geri çekilemiyordu. Çekilemezdi ve çekilemeyecek. Bu bir realitedir. Canlı emek sermaye üretmediğinde, sermayenin insan yaşamında kalma şansı yoktur. Sermaye satın alma gücü demektir.

Yeni devrimci dönüşümle birlikte satın almanın yerini eşi eşine değişim alacaktır. Takas dönemidir. Takas, ticaret değildir. Bu değişimin öncülleri, bu dönem için bilgi ekonomisi demektedirler. Yani, sermaye ekonomisinin yaşamdan çekileceğini, komünist olmayan öncüller de görmektedir. Bugün bu değişimlerin mücadelesi verilmektedir. Bilgi ekonomisi, sermaye üzerine kurulu ekonomi değilse demokrasi nasıl var olacaktır. Demokrasi, hukukun ve adaletin yönetilme tarzıdır. Sermaye olmayacak ise bölüşüm olmayacak demektir. Bölüşüm yoksa hukuk ve adalette yok demektir. Hukuk ve adalet yoksa demokrasi de yok demektir.

Demokrasinin yerini özgürlük alacaktır. Özgürlük, bireylere ait veriler sayesinde özgürce değişimlere girecektir. Doğrudan değil, üstü örtük biçimde devletsiz ve ekonomisiz döneme tedricen geçilecektir.

Demokrasi mücadelesi zaman kaybıdır. Son otuz yıl solcuların gündemine demokrasi mücadelesinden başka bir şey gelmedi. Bizim solcularımız bu süre boyunca demokrasi mücadelesi adına bir adım ileri atmadılar. Hukuk vardı bitti. Serbest seçimler vardı bitti. Meclis vardı, bitti. Sivil toplum örgütleri her şey bitti. Gazeteler, medya, muhalefet ne varsa bitti. Demokratik hükümet vardı, bitti. Son otuz yılda ayni zamanda binlerce insan katledildi.

Demokrasinin bitmesi, devrimin önünün kesilmesi demek değildir. Hiçbir devrim demokrasi sayesinde gerçekleşmemiştir. Her devrimle birlikte demokrasi de gelmiştir. Ekonomiye paralel, demokrasiler de gelişmiş ya da daralmıştır. Demokrasiler, devrimlere bağlı değildir. Demokrasiler, ekonomiye bağlıdır.

Devrimci dönüşümler sonrasında özgürlükler gelecektir. Öncüllerin iddiaları bunlardır. Bu iddiaların gerçekliği vardır. Demokrasi ve devletlerin ipine sarılmak yerine devrimci çıkışları anlamaya çalışmak ve tartışmak daha doğrudur.

Vahit Azazi

Vahit Azazi Hasan, yazdiklarin gercekten tartisilmaya deger,Yani orijinal fikirler. bana göre dogrularla yanlislarin bir karisimidir yazdiklarin. “Özgürlük” gelecek analizine katilyorum ama demokrasi gidecek tesbitin yeterince ve ikna edecek kadar detaylandiramamissin, Aslinda “Özgürlügün” neden gelecegini de anlatamamissin, Evet bence de “Özgürlük” gelecek (Marxin özgürlük tanimiyla) .. Bu kacinilmaz,özgürlük geldiginde, kapitalizm artik bildigimiz kapitalizm olmaktan cikacak. ama demokrasinin otomatik olarak neden gitmesi gerektigini yazdiklarindan ben anlayamadim.

1

Hasan Karataş

Hasan Karataş Gitmesi gerektiğini söylemiyorum. Gitmekte olduğunu ve gideceğini söylüyorum. Bu benim senin ya da devletlerin iradesi ile ilgili değildir. Bu realitedir. Nesnel dünya demokrasiyi geri çekmektedir.

Vahit Azazi

Vahit Azazi Tamam da neden gitmesi gerektigini anlamadim. yani gitmesinin altinda yatan nesnellik acik degil,

Hasan Karataş

Hasan Karataş Demokrasiyi gerekli kılan maddi koşullar ortadan kalkmaktadır. Üretim, bölüşüm, değişim ve tüketim devrelerinin senkronize işlediği bir sistem, demokrasinin maddi koşuludur. Böyledi bir maddi koşulu bugün göremiyoruz, hiç göremeyeceğiz. Zira sürekli hırsızlıkla işleyen bir ekonomi görüyoruz. Hırsızlığın, öne geçtiği yerde hukuk da olmaz, demokrasi de olmaz. Son otuz yıldır, sürekli demokrasi eriyor ve hukuk geriye düşüyor ya da olmuyorsa sebebi ekonomik mekanizmaların işleyememesi ile ilgilidir.

Vahit Azazi

Vahit Azazi Bir de senden ricam, özgürlükten neyi anladigini yazarmisin?

Vahit Azazi

Vahit Azazi “Demokrasiyi gerekli kılan maddi koşullar ortadan kalkmaktadır. Üretim, bölüşüm, değişim ve tüketim devrelerinin senkronize işlediği bir sistem, demokrasinin maddi koşuludur. ” diye yazmissin,Oysa Cinde demokrasi olmadigi halde, “sözünü ettigin üretim,bölüsüm, degisim ve tüketim” mevcuttur:.

 

Hasan Karataş Kapsamlı anlatmam gerekir ama kısa ve biraz da kabaca yazacağım.

Ekonomik toplumlarda özgürlük daha ziyade satın alma gücü ile gelmektedir.

Ekonomisiz toplumlarda ise özgürlük bilinçle gelecektir. Bu çağın devrimci öznesi bilinçli bireylerdir.

Ancak, bu devrimin öncülleri, komünistler değildir. Yapay zekalı üretim teknolojileri ve ilişki araçları üzerinden gelecek özgürlükler kimi çevrelerce tehlikeli görünmektedir. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali örn. sağlık kontrolü için bireylere cip takılacağı söylenmektedir. Bu ciplerin ayni zamanda insan yaşamını sonlandırabileceği de söylenmektedir. Bu özgürlük müdür, tabi ki değil.

Biz şunu bilelim, insanın şeytanı sermayedir. Yeni bir çağda sermaye baskın konumunu yitirecektir. O nedenle, yabancılaşma da erimeye başlayacaktır. Yabancılaşma eridiği oranda akıl dinamizmi ve özgürlüğün önü açılacaktır. Dikkat et sermayeye tutunmuş kesimlerin ve akıl dinamiğini işletemeyen AKP/MHP kütlesi yeniçağa alt sınıf insan olarak geçeceklerdir. Onlar özgür olamazlar. Bilinçli bireyler özgür olacaktır.

Vahit Azazi “Özgürlük” tanimi üzerinde anlasamadik Hasan,sen,”Ekonomik toplumlarda özgürlük daha ziyade satın alma gücü ile gelmektedir.

Ekonomisiz toplumlarda ise özgürlük bilinçle gelecektir. Bu çağın devrimci öznesi bilinçli bireylerdir.” diyorsun, bense Marxin özgürlük tanimina dayanarak, “Özgürlük, zorunlu calismanin olmadigi” bir bir ortami olarak düsünüyorum, Cünkü hayatini idame ettirebilmek icin zorunlu calisan bireyler özgür olamazlar, ben özgürlük kacinilmaz olarak gelecek derken, bugünkü robotlu makinalarin üretim ve hizmet sektörlerine girip, canli emegi dislamasi sonucunda olusacak milyonlarca “Gereksizlere” hic bir kosul aranmadan temel gereksinmelerine yetecek bir vatandaslik parasi verilmesiyle özgürlügün gerceklesecegini düsünüyorum. zorunlu calisma icinde olmayan insan, kendini gerceklestirme olanagina sahip olacaktir.

Sermaye, kendi cikari geregi bunu vermek zorunda, nedeni, ürettigini satabilmek icindir. cünkü üretilen mallar satilamadiginda sistem cöker,

Ikimiz özgürlük gelecek diyoruz, ama özgürlügün neden gelecegi konusunda farkli seyler düsünüyoruz, cünkü özgürlügün tanimi konusunda farkli seyler düsünüyoruz.

About Mehmet Tas

Check Also

BOĞAZI SIKILAN DEMOKRASİ

Devletin terk edileceği bir zamandayız. Bizde uzunca yıllardır, demokrasinin boğazı sıkılmaktadır. Dünyanın merkezi ABD’de ise …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com