DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK! – Sait Almış

 

Demokrasi ve özgürlük; ya da demokratik toplum ve özgür toplum bilinçli veya bilinçsiz olarak karıştırılan iki kavramdır. Liberal solcular demokrasi kavramını mutlaklaştırır; her daim geçerli, “ideal” bir demokrasi hayali kurarlar.

Hâlbuki sınıflardan, sınıflı toplumlardan bağımsız “ideal” bir demokrasi yoktur. İnsanlık tarihinin ilk demokrasi deneyimi sayılan Atina demokrasisi ve diğer antik yunan şehirleri demokrasileri, ilk sınıflı toplum olan “köleci toplum” demokrasileridir. Daha sonra “feodal toplum” ile birlikte “demokrasi” ortaçağ karanlığına gömülmüştür.

Demokrasi burjuva devrimleri ile “kapitalist toplumda”; yepyeni sloganları, kurum ve kuruluşları ile yeniden tarih sahnesine çıkmıştır. Burjuva demokrasisinin “Eşitlik, Özgürlük ve Kardeşlik!” sloganı bugün bile çoğu sosyalistin bilincini bulandırmaya devam etmektedir. Bu sloganlar dönemine göre ilerici işlevler taşımış, geniş halk yığınlarının monarşik iktidarlara savaş açan burjuvazinin yanında yer almasını sağlamıştır. Devrimlerinin sonunda ise; burjuvazi mücadele “kardeşleri” işçilere ve köylülere “eşitlik” ve “özgürlük” yerine ücretli kölelik vermiştir.

***

Burjuva demokrasisinin bir özelliği de egemen sınıfının iktidarını gizlemeye ve sürdürmeye yaramasıdır. “Köleci Demokrasi” köleleri demokrasi dışında tutarak sınıf egemenliğini aşikâr bir şekilde ortaya koyarken; burjuva demokrasisi işçileri ve küçük burjuvaları demokrasi kuralları içine çekerek sınıf egemenliğini gizler. Bunu yukarıda sözünü ettiğim sloganı dışında seçimler, meclis, yasalar, basın ve örgütleme serbestliği gibi kurum ve kuruluşlarla gerçekleştirir.

“Liberal sosyalistler” kapitalizmin bu kurum ve kuruluşlarını mutlaklaştırır; demokrasiyi bu ögelerle tanımlar ve bu tanımın dışına çıkamaz. İşte tam da bu noktada demokrasinin sınıfsal özünü, demokrasi ile özgürlüğün çok ayrı, hatta zıt kavramlar olduğunu hatırlatmak ise Marksist devrimcilere düşer.

Sağ ve sol Liberallere göre burjuva demokrasisi kavram ve kurumları ile “gerçek demokrasi” olmasa bile onun prototipidir. Geliştirilerek ve yetkinleştirilerek “ideal demokrasi” koşulları yaratılabilir. Sol liberaller sosyalizm koşullarında bile bu “gerçek demokrasi” anlayışından vazgeçmemeyi savunur. Onlara göre genel seçimler ve genel seçimlere dayalı meclis olmadan özgürlük mümkün değildir.

Komünistler de seçimlere değer verir. Ancak Marksist devrimcilerin demokrasiyi yetkinleştirmek gibi bir amaçları yoktur. Onlar seçim mekanizmasını sınıflı demokrasi anlayışını yetkinleştirmek için değil; sınıfları ve demokrasiyi ortadan kaldırmak için kullanmayı önerirler. Sosyalizmin kuruluş aşamasında devlet daireleri dahil her alanda seçimlerin yapılmasını, başarısız olanların geri çağrılmasını savunmalarının nedeni insanların “kendi kendini yönetme” becerisini öğrenmeleridir.

Tüm dünya ölçeğinde komünist toplum kuruluncaya dek; burjuva hukuku ve demokratik kuralları bir şekilde varlığını sürdürecektir. Bu süreçte yapılması gereken şey; seçimleri, meclisleri, kurumları yavaş yavaş ortadan kaldırmak; yani devleti ve demokrasiyi sönümlendirmektir. Elbette bunun tamamlanması için kapitalizmin egemenliğinin yıkılması ve dünya sosyalist devrimi gerekli koşuldur.

Bu evrede ve şimdiden Marksistlere düşen görev demokrasi kavramını mutlaklaştırmaktan kaçınmaktır. Çünkü komünist toplumda her anlamda demokrasi olmayacaktır; daha doğrusu demokrasiye gereksinim kalmayacaktır. Komünist toplumda demokrasi, devlet, hukuk, adalet, eşitlik yoktur. Çünkü bu kavramlar sınıflı toplumlar için türetilmiştir. Komünist toplum demokratik toplum değil özgür toplumdur. Marx komünist toplumu böyle tanımlar.

Sosyalistlerin demokrasi konusunda düştüğü en büyük hata; “komünist toplum en gelişmiş toplum olduğuna göre, demokrasi de en gelişmiş şekliyle orada olacaktır,” anlayışıdır. “Demokrasinin içselleştirilmesi” ve “idealize edilmesi” anlayışı da bu hatadan doğar. Özgürlük kavramını demokrasi kavramı dışında ve karşısında zihinlere kazımalıyız. Demokrasi nasıl ki, ilk sınıflı toplum ile ortaya çıkmış ise; son sınıflı toplum ile birlikte tarihe gömülecek ve insanlığın tarih sonrası döneminde sınırsız özgürlük var olacaktır.

Amacımız gitmekte olan demokrasi, hukuk, eşitlik, adalet gibi kavramları değil; gelen devletsiz, seçimsiz, meclissiz, hukuksuz: eşitlik ve adaletin olmadığı “özgür toplum” kavramını öne çıkarmak olmalıdır!

Sait Almış

About Mehmet Tas

Check Also

BOĞAZI SIKILAN DEMOKRASİ

Devletin terk edileceği bir zamandayız. Bizde uzunca yıllardır, demokrasinin boğazı sıkılmaktadır. Dünyanın merkezi ABD’de ise …

2 comments

  1. Mehmet Tas Marks’ın söyledikleriyle taban tabana zıt , demokrasi dışı bir analiz. Bu anlayışa göre komünist özgürlük gizemli ve anlaşılmaz bir kavram. Marks’ın dediği gibi İşçi sınıfı toplumu yönetebilecek düzeye gelebilmesi için burjuva demokrasisini yıkmak değil ondan daha ileri sosyalist demokrasiyi geliştirmekle olur. Gerçek eşitliğe dayanan sosyalist demokrasi olmadan özgürlüğün zerresi gerçekleşemez. Politikada, ekolojide ve ekonomide eşitlik sağlanırsa ancak o zaman komünist özgürlüğün önkoşulu tamamlanır. Yıkılacak olan devletin baskı araçlarıdır, ordu, polistir. Seçimleri, Parlamentoyu, hükümetleri, partileri, tüm demokratik kurumları, sivil kuruluşları emekçilerin kendileri için kendilerinin yönetiği bir konuma getirmeden özgürlük gerçekleşemez. Söz konusu olan komünist partisinin iktidarı değildir. Bundan çok daha zor bir tarihsel misyondur; işçi sınıfının toplumu yönetmede egemenliğini gerçekleştirmektir. Yani tolumun %99 u olan işçi sınıfının kendi kendini yönetecek bir sınıfa dönüşmesidir. Emekçi sınıflar eşitliği toplumun derinliklerine yerleştirdikçe emeğin özgürlüğü filizlenmeğe başlar.

    Abidin Kabak
    Abidin Kabak kapitalizm kendini yeniledi yeni bir aşamaya geçti ortadoğuda yemende suriyede libyada ve arap baharı denilen süreçte yönetimi değişen ülkelerde kendilerine bağlı otoriter yönetimleri iktidara taşıdı suriye iran ve rusya,nın desteği ve kürtlerin pyd öncülüğünde başlatığı 3 yol projesi sayesinde direndi zayıflamasına rağmen ayakta kaldı modern kapitaizmin başlatığı bu savaş dünya ticaret savaşı denile bilir çok kimlikli ulusları ırak suriye yemen örneği ülkeleri böl yönet mantığı ile kendisine yeni sömürgeler bulma derdinde biz hala marksizmi sosyalizmi liberalizmi vel hasıl demokrasiyi tartışıyoruz toplumu sınıflara kamplara bölmeye çalışıyoruz bu konuları aşmak gerekir otoriter rejime karşı amasız fakatsız ideolojisiz birleşmeliyiz tek amaç eşitlikçi özgürlükçü adil bir demokrasi tesis etmek olmalıdır yazara ve yorumculara selam ve saygılar

    Sait Almış Bu yazıyı yazarken demokrasi kavramının üç ayrı dönemde yüklendiği anlamları herkesin bildiğini varsaydım:
    1) Kapitalist toplum aşamasında demokrasi ve demokrasi mücadelesi:
    Bu dönemde burjuva demokrasisinin imkanlarından “yararlanarak” emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirmek için verilen demokrasi mücadelesi onların kapitalist sömürü karşısında bilinçlenmelerini ve kapitalizme karşı mücadele etmelerine olanak sağlar.
    Ancak bu demokrasi mücadelesini mutlaklaştırıp “ileri demokrasi” ve “ileri demokratik düzen” hayal kurarak işçi sınıfının bilincini körelten reformist düşüncelere karşı uyanık olmak gerekir

  2. 2) Kapitalizmden sosyalist topluma geçiş evresinde demokrasi:
    Bu dönemde demokrasiye Marx ve Lenin proletarya diktatörlüğü adını verir. Proletaryanın sınıf egemenliği söz konusudur. Bu dönemde burjuva devlet yıkılır, Burjuva demokrasisi kurumlarının yerini sosyalist ya da proleter demokrasinin kurumları alır.
    Sınıf olarak varlıklarına ve sosyalizme karşı mücadele etmelerine izin verilmeyen burjuvazi tamamen ortadan kalkmış değildir. Burjuva kalıntılarla mücadele etmek ve sosyalist kuruculuk için gerekli olan işçi devletinin yönetim şeklidir proleter demokrasi.
    Proletarya diktatörlüğü aynı zamanda kendi kendini yok eden bir demokrasi şeklidir. Dünya devrimi gerçekleşip sosyalist kuruculuk tamamlanma süreci ilerledikçe proleter devlet yani işçi demokrasisi kurum ve kuruluşları gereksizleşir. Onun görevlerini doğrudan insanlar devralır. “Devletin sönümlenmesi” kavramı bunu anlatır.

    Sait Almış 3) Komünizm ve Demokrasi;
    Komünist toplumda sınıflar ortadan kalkmış olduğundan devlet ve demokrasi yoktur. Anarşi de yoktur. İnsanlar gönüllü olarak toplumsal yaşam için görev alırlar. “Herkes yeteneğine göre” toplumsal yaşama katkıda bulunur. Çok sözü edilen tembellik hakkı yani çalışmama hakkı da vardır, ama komünist insanlar arasında böyle bir anlayışın yaygn olacağını düşünmek komünizm idealine aykırıdır.
    Komünist toplumda demokrasi ile birlikte eşitlik, adalet,hak gibi burjuva kavramlar da ortadan kalkar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com