10 maddelik Gerçek Küresel Yeni Yeşil Düzen- Kadir Dadan

Birleşik Yeşil Hareket için kaleme aldığım 10 maddelik Gerçek Küresel Yeni Yeşil Düzen

1- Ulusların zenginliğinden, devletlerin sorumluluğuna – Nüfus temelli yeni bir uluslararası siyasi karar örgütü(mesela;Dünya Siyasi Konseyi);
Mevcut yapısı ile Birleşmiş Milletler hiçbir şeye yanıt üretemediği gibi, iklim değişikliğine de yanıt üretemiyor, halkta demokrasiye ilişkin büyük bir inançsızlık yaratıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin ayrıcalıklı yapısı bir yana, bu kadar kişinin somut ne yaptığına ilişkin derin bir sorgulama yapılmalıdır. BM’in çevre örgütü 1972 Stokholm konferansı ile kurulan Nairobi’de başofisi bulunan ve sürdürülebilir kalkınma’ya hizmet eden bir program(UNEP) düzeyindedir ve çok cüzi bir bütçesi vardır. Çevre konuları daha yüksek bütçeli kalkınma programı(UNDP) içerisinde ele alınır. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 1992 Rio Konferansı ile kararı alınıp 1995’te kurulan Bonn’daki bir sekreterlik düzeyindedir. 1997 Kyoto Protokolü ve 2015 Paris antlaşmasını uygulamak üzere 25000 kişinin katıldığı ama şu ana kadar umudu artıracak hiçbir şey ortaya koyamayan taraflar konferansları(COP) dünyayı gezmekten başka bir işe yaramıyor. Dünya üzerinde toprak işgal eden her devletin üyesi olmak ve kararlarına uymak zorunda olduğu, nüfusa dayalı(1 milyon kişinin halk tarafından seçilecek 1 kişi tarafından temsil edildiği) yeni bir siyasi karar örgütü kurulması, Çin ve Hindistan gibi iki büyük nüfuslu devletin pozisyonu değiştirecek, şirketlerin karşısında halkın çoğunluğunun elini güçlendirecektir.
2- İnsanlık onuru iklim değişikliğini yenecek! – Hak ve özgürlükler kadar sorumlulukları da esas alan, çevre hakkını da içeren yeni bir insan hakları evrensel bildirgesi;
Yeni siyasi örgüt, yeni bildirgesini yazmalıdır. Mevcut bildirgede çevre hakkı yoktur. Çevre hakkı üçüncü kuşak hak olarak görüldükçe, gidişat değişmez. En önemli konu mülkiyet hakkının sınırlandırılmasıdır. Sınırsız mal ve mülk edinme hakkı ile doğanın talanı engellenemez. Yaygın değişle, dünya ihtiyaçlarımızı karşılayabilir, ama ihtiraslarımızı asla! Bir kişinin kaç tane eve ihtiyacı olabilir? ya da kaç metrekare? Bin dönümlerce arazi bir kişiye ait olabilir mi? Yada milyonlarca kilometrekare arazi bir devlete? Mülkiyet eşitsizliği nesilden nesile neden aktarılıyor? İnsanlığa ne kalıyor? Ekolojik kriz ya da iklim krizi, insanlığın krizidir. İnsanlığın hak ve özgürlükleri kadar sorumlulukları da günümüz gerçeklerine uygun, insan onuruna yakışır şekilde tanımlanmadıkça sürecin değişmesi mümkün değil. Olanın, olmayana borcu var! İnsanlık için harcanacak parayı, zengin insanlar çıkarıp verecek. Vermiyorlarsa onursuzlukları yüzlerine vurulacak. Dünya ölçeğinde geçerli nüfusa endeksli yeni bir para sistemi kurularak, devletlerin bastığı paralar değişim dışı bırakılacak.
3- Her düzeyde ayrı ayrı olmak üzere küresel enerji tüketimi sınırlandırılması;
Dünya tek, asıl enerji kaynağı güneş olduğuna göre, iklim değişikliğine neden olmayacak düzeyde bir total küresel enerji üretimi hesaplanmalı ve yerelden küresele her düzeyde adaletli bir tüketim sınırlamasına gidilmelidir. Ekvatorda en az, kutuplara doğru daha fazla olmak üzere kişisel, yerleşimsel, bölgesel sınırlamalara ilişkin standartlar geliştirilmelidir. Herkesin insanlık namına kendisine bahşedilen yorganına göre ayağını uzatacağı bir enerji tüketimi tanımlanmalıdır.
4- Kentleşme ve sanayinin sınırlandırılması, kırsal üretimin teşvik edilmesi;
Milyon kişilik kentler ve ağır sanayi sürekli ve hacimli enerji arzı gerektirdiğinden yenilenebilir enerji ile karşılanması mümkün değildir. Rüzgar, güneş ve biyogaza dayalı enerji üretimi ancak nüfusun ve üretimin geniş kırsal alana yayılması ile karşılık bulursa diğer enerji üretim seçeneklerine üstünlük sağlayabilir. Bu nedenle kırsal alana göç ve mümkün olan en son ürüne kadar kırsalda üretim hedeflenmelidir. Otoprodüktör niteliğinde yenilenebilir enerji ile üretimin gerçekleşmesi, enterkonnekte sistemin dışında enerji bağımsız alanlar oluşturulması, fosil yakıtlara bağlı enerji üretimini azaltacaktır. Dünyanın yeni konsepti elektrik gitmedik yer kalmayacak değil, elektrik üretilmedik yer kalmayacak olmalıdır. Kentsel alanlardaki planlamalarda yüksek enerji emen çok katlı yapılar yerine, yenilenebilir enerji çözümlerine olanak sağlayabilecek bahçeli az katlı yapılar tercih edilmelidir. Özellikle kent merkezlerindeki kamusal nitelikli alanların ticaret amaçlı çok katlı yapılar için imara açılmasının önüne geçilmelidir. Kenti dikey olarak yükseltecek bu tercihlerden uzak durulmalıdır.
5- Geniş çaplı bir silahsızlanma talebi;
Barış ve silahsızlanma talebi olmadan samimi bir iklim değişikliği mücadelesi yürütülemez. İnsanlar silahları bırakıp evde barış, mahallede barış, yurtta barış, dünyada barış talebiyle sokağa çıkmalıdır.
6- Kapitalist sistemin dışına çıkan üretim ve tüketim ağı kurulması;
Başta gıda ve hizmet sektörü olmak üzere, özellikle gündelik yaşama ilişkin sektörlerde, kapitalist sisteme bağımlılığın azaltılması kitlesel tüketimin kontrolünü çalışan sınıfın eline verecektir. Ağlar aynı zamanda zaman zaman yükseltilecek direnişler için destek, bağ ve dayanışma zemini oluşturacaktır.
7- Hizmet sektörünün genişlemesinin/özelleştirilmesinin durdurulması;
Kamusal nitelikteki hizmet sektörlerinin temel düzeyde desteklenmesi(temel eğitim, temel sağlık) ve özel hizmetlerin desteklenmemesi ile hizmet hacminin ve onun gereksinim duyduğu enerji arzının azaltılması.
8- Yürüyüş, bisiklet ve toplu taşıma temelli ulaşım sistemi;
Otomobil üretimine ve kullanımına sınırlandırılma getirilmelidir. Gerek kırsalda, gerekse kentsel alanda birbirini destekleyen yürüyüş, bisiklet yolu ve toplu taşıma sistemleri teşvik edilmelidir.
9- Ormansızlaşmanın durdurulması, her yıl daha fazla ağaç dikimi;
Geri dönüşsüz sınırı öteleyebilmek için karbon salınımını azaltmaktan daha acil olarak olabildiğince ağaç dikilecek kampanyalar düzenlenmelidir.
10 – El değmemiş alan bırakılması
Dünya üzerinde hem bir rezerv yaşama alanı olarak, hem de gezegen iyileşme alanı olarak bazı alanlar ekonomik nitelikli insan aktivitelerine kapatılmalıdır.
Hazırlayan: Kadir Dadan

About Mehmet Tas

Check Also

KÜBA’DA DAHA YEŞİL TARIM, DAHA TEMİZ NEHİRLER DEMEKTİR- çeviri M. Taş

Sağlık, eğitim ve müzikteki başarılarından sonra Küba şimdi de yeşil tarım politikalarıyla dünyanın sayılı ülkeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com