MÜNAFIKNÂME : DR. HİKMET KIVILCIMLI VE KOMÜNALİZM – H. Zafer

MÜNAFIKNÂME : DR. HİKMET KIVILCIMLI VE KOMÜNALİZM – I[1]

Hayri Zafer,

KIVILCIMLI NE DEMİŞTİ?

DERDİM NE?

İster “teori” diyelim, ister “tez” diyelim ve hatta ister bunların başına “bilimcil” olduklarını ekleyelim; hayatta bugüne ve yarına dair karşılıkları olmadıkları takdirde, bunların üzerinde konuşmak beyin cimnastiğinden öte fazla bir anlam taşımaz.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın ‘Tarih Tezi’ne bu nokta-i nazardan bakılınması gerektiği kanaâtindeyim. Yine kanaâtimce, ‘Tarih Tezi’nde zinciri sürükleyen halka, Kıvılcımlı’nın Tarihcil Devrimlerin işleyişine ilişkin söyledikleridir.  Ama bu halka yosunlarla kaplanmış olduğu için görülmekte zorluk çekilmektedir. Lâfı hiç dolaştırmaksızın –çekeceği tepkileri de tahmin ederek- söylemeleyim  ki, bu yosunlar Marxist-Leninist paradigmanın getirdiği yosunlardır, ve bizzatihî Dr. Hikmet Kıvılcımlı’yı kendi tezini mantık sonuçlarına ulaştırmaktan alıkoyabilmiştir. Tezi, bizzat içine girmiş bu yosunlardan ayıkladığımızda sadece Sovyetler Birliği’nin ne olduğunu, ne olmadığını ve yıkılışını nasıl daha başından getirdiğini anlamanın yanısıra ve onun da ötesinde “Nasıl Yapmalı?” sorusuna cevap getirilebileceğini görebiliriz.

Evet, kestirmeden söyleyeyim: Tarih Tezi, sadece Tarihcil Devrimleri değil ama aynı zamanda onu izleyen devrimleri de açıklamakta, daha da önemlisi  geleceğin toplumunun nasıl gerçekleşebileciğinin yolunu da göstermektedir.

Derdim, en başta söylediğimdir.  Teorinin hayatta bugüne ve yarına dair karşılıklarını bulmaya çalışmaktır. Bunu yaparken ayrıca, Demir Küçükaydın’ın “Tarihin, Marksizm’in ve Kıvılcımlı’nın Kayıp Halkası: Komün” başlıklı çalışmasında dile getirdiği kimi hususlara ilişkin düşüncelerimi de aktarmaya çalışacağım. Daha fazla dağıtmadan konumuza dönelim.

KIVILCIMLI NE DEMİŞTİ?

Önce Kıvılcımlı’dan uzunca bir alıntı yapayım:

TARİHSEL DEVRİM – SOSYAL DEVRİM

“Başlıca konumuz olan Tarihin büyük GEÇİT konaklarında, tek vurucu güç barbarların Tarihöncesi Toplumundan aldıkları sosyal gelenek-görenekli üstün kollektif aksiyonlarıdır. Medeniyet doğarken, yeryüzünde bilimsel anlamıyla VAHŞET toplumu kalmamış gibidir. Dünya en az çömlekçilik (balçığı pişirme) zanaatını keşfetmiş Aşağı Barbarlar‘dan yukarıya doğru; Orta Barbarlar ve Yukarı Barbarlar ile kaplanmıştır. En ilk Gelenekler ve Mitolojiler (masal bilimler) gibi Berose ve Herodot Tarihleri de, Etnoloji (ırk-bilimi) ve Arkeoloji (eski eserler bilimi) araştırmaları da bunu açıklıyor.

“Antika Tarih: Irak’ta Protosümerlerden, Mısır’da Predinastik Toplumlardan Modern çağa gelinceye değin, belirli Coğrafya ve Tarih üretici güçlerinden hız alan barbar yığınlarının, nöbet sırası düştükçe medeniyete geçişleri tarihidir. Bir medeniyetten ötekine geçişler: Yeni ve taze (Coğrafya-Tarih-Kollektif aksiyon) üretici güçleriyle eşikte bekleyen bir barbar Toplumun Antika Tarihe girişinden başka bir şey değildirler.

“Antika medeniyetin kendi içinde, – Modern medeniyette görülene benzeyen – bir “SOSYAL DEVRİM” imkânsızdır. Yeni bir sosyal sınıf, eski gerici sosyal sınıfı devirip medeniyeti kurtaracak durumda kollektif aksiyon gücü sağlayamaz. O zaman eskimiş medeniyetin üretici güçlerini boğan üretim münasebetlerini kökünden kazıyacak barbar yığınları akına başlar. Barbarlar, Tarihöncesinin en sağlam ilkel sosyalist (Gelenek-Görenek ve Kollektif aksiyon) üretici güçlerini harekete geçirirler. Eskimiş medeniyette en az bulunan şeyse özellikle o güçlerdir. Onun için eski medeniyet dayanamayıp, inanılmaz çabuklukla yıkılır. Bu da bir devrimdir, ama, Sosyal Devrimin zıddına eski medeniyeti kurtaracağı yerde yokettiği için, ona: TARİHSEL DEVRİM adı verilebilir.

“Üretici güçlerden ikisi (Teknik-Coğrafya) MADDEye, ikisi (Tarih-Kollektif Aksiyon) İNSANa dayanır. Eskimiş medeniyetin insan üstüne çullandırdığı baskı onu, üretici güç keyfiyeti bakımından olumlu gelenek-görenekleri Kollektif aksiyondan yoksun edince Medeniyet taze insan gücünü dışarıdan, Barbarlardan sağlamaya kalkışır. Aylıklı barbar asker, Medeniyet kalesini içinden yıkmaya başlar. O zaman Teknik üretici güçler, dolambaçlı yoldan, dışarıdan rol oynarlar. Çünkü daha önce Medeniyet: Ham madde kaynaklarını işletir ve ticaret münasebetlerini geliştirirken, teknik üretici güçlerin bir kolunu Barbarlar içine atmıştır. Teknik üretici güçler şimdi, o dışardaki kolu ile, içinden düzelmesi imkânsız olan eski medeniyeti yıkarak insanlık için yeni bir medeniyetin kuruluşunu sağlar. Onun için Tarihsel Devrim medeniyetlerin sonu değil, bir çökkün medeniyetin sonu, doğacak bir medeniyetin de başlangıcı olur. Böylece en son duruşmada kesin hükmü gene maddî üretici güçler (Teknik, elverişli Coğrafya) vermiş olur.

“Demek Tarihsel Devrimle insanlık durmaz, hız almak için gerileyip atlar. Bu atlayış, çöken medeniyetin, Barbarlık içine attığı maddî üretici güç kollarının çeşidine göre çeşitli sonuçlar verir.

“İKİ ÇEŞİT TARİHSEL DEVRİM

  “Antika Tarihte görülen o yaman, korkunç ve inanılmaz Devrimler başlıca iki tipe girerler:

“A – BİRİNCİ ÇEŞİT TARİHSEL DEVRİM

“Tarihsel Devrimi yapan Barbarlar,1) Yeni Coğrafya ve Teknik üretici güçlerine gebe bir ülkede yasayan; 2) Yukarı Barbarlık Konağı seviyesine değin yükselmiş KENT (Cite)den çıkan barbarlar ise: Eski yıkılmış medeniyetin yerine yepyeni bir orijinal medeniyet kurarlar. Çünkü içinden çıktıkları ülke, maddî üretici güçlere (Coğrafya ve Teknik üretici güçlerine) gelişim sağlar. İçinden çıktıkları Kent ise: Hem Tarım (Ziraat) ölçüsünde yüksek teknikli ve iş bölümlü bir ekonomi temeli sağlamıştır; hem de yeni bir kültür ve üstyapı için gereken zenginlikte kurum ve kurallar kazandırmıştır. Yıktıkları eski medeniyetin temellerinde: Eski üretim münasebetlerinin boğduğu,duralattığı, gerilettiği üretici güçleri kolaylıkla serbest bıraktıkları gibi, kendi geldikleri Coğrafyanın üretici güçlerini de eskilerine aşılayarak daha ileri Teknik üretici güçlerin doğmasına kapı açarlar. Çöken medeniyetin üstyapı kurum ve kurallarını kendi Kentlerinin kurum ve kurallarından aşağı buldukları için, onları hiçe sayar veya alt duruma sokarlar.

“Yukarı barbarlar: Yıktıkları medeniyetinkinden daha ileri üretim münasebetleri kurabildikleri için ve yıktıkları medeniyetin kurum ve kuralları yerine kendi Kentlerinin kurum ve kurallarını dayatacak güçte bulundukları için, hem çöken medeniyetten daha ileri, hem de bambaşka çeşitten orijinal yeni bir medeniyet yaratmış olurlar.

“B- IKINCI ÇESIT TARIHSEL DEVRİM

“Tarihsel Devrimi yapan barbarlar: 1) Yeni Coğrafya ve Teknik üretici güçlerine gebe olmayan bir ülkede yaşayan, 2) Orta Barbarlık Konağı seviyesinden yukarı çıkamamış Sürücü Çoban barbarlarsa, yıktıkları medeniyetin yerine orijinal bir medeniyet kuramazlar. Çünkü, içinden çıktıkları ülke, yeni üretici güçler (Coğrafya ve teknik üretici güçler) sağlayamaz. İçinden geldikleri Toplum, her Antika Medeniyetin üretim temeli olan Tarım ekonomisine ulaşamamıştır. Kendi göçebe kurum ve kuralları da, yüksek teknikli ve iş- bölümlü medenî ekonomi temeli üzerinde gelişkin üstyapı münasebetlerine çekidüzen verebilecek yeterlikte değildirler. Ne yeni bir Coğrafya, ne yeni bir Teknik üretici gücü sentezleştirecek durumda değillerdir. Bütün becerileri: Göçebe gidiş gelişlerine en uygun ideal Ticaret kervancılığıdır. Ama, Ticaret yapabilmek için gerekli bol ürün veren yüksek üretim kendilerinde yoktur.

“O yüzden, ister istemez içine girdikleri çökkün medeniyetin, gerek ekonomi temelini, gerekse üstyapı kurum ve kurallarını oldukları gibi benimsemek zorunda kalırlar. Onun diniyle dinlenirler. Yalnız, üstüne çıktıkları, egemen oldukları çökkün medeniyetin ilk doğuş zamanlarındaki münasebetlerini (kendi Tarihöncesi Toplumlarının gelenek-göreneklerine ve kollektif aksiyonlarına daha yakın buldukları için) diriltmiş olurlar. Eskimiş üretim münasebetlerinin boğduğu, gerilettiği üretici güçleri, ilk medeniyet doğuşu sıralarındaki serbestliğe kavuştururlar. İhtiyarlıktan çökmüş eski medeniyet canlanır, ölümden sonra dirilime uğrar. Daha ileri ve orijinal bir medeniyet doğmazsa da, eski orijinal medeniyet bir RÖNESANS’a uğramış olur. (Dr. H. Kıvılcımlı, Tarih Tezi: Tarih Öncesi-Tarih-Devrim-Sosyalizm, s.20-21-22, 1976, İstanbul, Tarihsel Maddecilik Yayınları)

 

‘DÖN DOLAŞ YİNE BANA GEL’

Biliyorum, Kıvılcımlı’nın Tarih Tezi’ni okuyanların çok iyi bildikleri bir bölüm bu. Zaten, Tarihcil Devrimler’in işleyiş kuralları da burada son derece özlü bir şekilde konulmuş. Ben bunun Tarihcil Devrimlerle sınırlandırılmayarak, genel toplumsal değişim ve devinimin (aman dikkat ‘devrim’ demedim, yazım hatası yok) kuralları olarak görülmesinin daha doğru olacağını düşünmekteyim.  Yukardaki alıntıya bir daha bakın ve gelin birşey yapalım, yukardaki satırlardan ‘Sosyal Devrimler’ üzerine söylenenleri ayıklayıp, “Tarihcil Devrimler”in işleyiş kurallarını genelleştirelim ve “Sovyet Devrimi”ne bir de bu pencereden bakalım.

Sizler ne görüyorsunuz bilemem ama, benim ne gördüğümü, size aynı alıntıyı bazı kavramları farklılaştırak –ki bu sefer onları kalın harflerle yazıp ve tırnak dışına alıp- aktarmak suretiyle anlatmaya çalışayım:

“1) Yeni Coğrafya ve Teknik üretici güçlerine gebe olmayan bir” coğrafyada “yaşayan”, 2) Sınıflı toplum   Konağı “seviyesinden yukarı çıkamamış” sınıflı toplumun güdülen alt sınıflarının kurtarıcılığına soyunmuş  barbar gelenekli güçleriyse[ii], “yıktıkları medeniyetin yerine orijinal bir medeniyet kuramazlar. Çünkü, içinden çıktıkları” coğrafya ”yeni üretici güçler (Coğrafya ve teknik üretici güçler) sağlayamaz. İçinden geldikleri Toplum, her“ komünal “Medeniyetin üretim temeli olan” komün “ekonomisine ulaşamamıştır. Kendi’  bildikleri, yaşadıkları ve kendi ilışkilerinde de yaşattıkları sınıflı toplum” kurum ve kuralları da”, komünal toplumda varolması gereken hür+yiğit+eşit+doğru insan münasebetlerini sağlıyacak “yeterlikte değildirler. Ne yeni bir Coğrafya, ne yeni bir Teknik üretici gücü sentezleştirecek durumda değillerdir.”

Ve haliyle, Engels’in deyimiyle söylersek, “fethedenler fethedilirler”. O zaman da sınıflı toplum güdücüleri şu türküyü  etekleri zil çalarak çığırırlar: ‘Hadi yavrum dön dolaş yine bana gel’.

(Devam edecek: “Münafıknâme: Dr Hikmet Kıvılcımlı ve Komünalizm – II” / BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMA’: DEVRİM! HEMEN ŞİMDİ!)

[1] Ocak 2013’te yapılan Hikmet Kıvılcımlı sempozyumuna sunulmak üzere son anda aceleyle yazılan bu yazı özüne dokunmaksızın kimi yazım hataları düzeltilerek sayfamızda 4 bölüm halinde yayınlanacaktır.

[ii] Komün Gücü’nde, Kıvılcımlı Freud’la iligili olarak şunları yazar: “Her düşünür gibi komünün cazibesinden uzak kalamazdı. Çünkü yaşanan modern toplum olsa da,modern toplumdaki her eleman da komünden çıkıp gelen elemanların başkalaşmış yeni biçim­leriydiler. Freud bunu sadece sezdi fakat hiçbir zaman bilincine ulaşamadı”

 

About Hayri Zafer

Check Also

FRIEDRICH ENGELS 200 YAŞINDA-kartallar yüksek uçar- Bir Artı Bir

28 Kasım Friedrich Engels’in 200. doğum yıldönümü. Peki, “General”i nasıl biliriz? Şimdiye dek hakkında okuduklarımızı, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com