MİLLİYETÇİLİĞE DAİR – Süleyman Talay

MİLLİYETÇİLİĞE DAİR

Süleyman Talay

Milliyetçilik nedir? Marxist-Leninist vb geleneklerden gelenlere göre bu, önceleri, yani onun ortaya çıkıp yayılmasının başlangıç dönemlerinde “ulus” diye addedilen bir “topluluğun” ya da “toplumun” kapitalizmin özgür gelişimi adına burjuvaca ama “ilerici/tarihselci” savunusuydu. Bu hesapla “kapitalizmin özgür gelişimine hizmet etmeyen” “milliyet” bağlısı hareketler/milliyetçilikler “gerici” idi. Derken, kapitalizmin tekelci, emperyalist aşamasına geçildi ve o koşullarda 1917 Ekim’inde Rusya’da “Bolşevik Devrimi” gerçekleşti. Böylece emperyalist uluslar ile onlarca ezilen uluslar ve sosyalist ulus” ortaya çıktı. Buna göre sosyalist ulusun “ulusalcılığı” ile ezilen halkların, ulusların “anti-emperyalist” ulusalcılıkları/milliyetçilikleri “ilerici” bir kimlik kazandı. Bu yaklaşım “yeni sömürgecilik” denen dönemde de korunan bir yaklaşım oldu. “Küreselleşme” ile birlikte ulusalcılıklar, milliyetçilikler küreselleşme sürecinin “uyumluları”/”yerel vasıtaları” olabildikleri ölçüde önemli olabilmeye başladı. Geri kalanlarını “dağıtmak” gerekiyordu ki, şimdi “küreselleşmeye” karşı “içe kapanma” eğilimi Dünya genelinde baskın çıkmaya başlamış durumdadır ve bu da milliyetçiliği, ulusalcılığı yeniden düşünmemizi ve onu sorgulamamızı ayrıca gerekli kılıyor olsa gerek.

İşaret ettiğim Marxist-Leninist vb geleneklerden baktığımızda milliyetçilik/ulusçuluk/ulusalcılık “son kertede” “işçi sınıfına, onun davasına doğrudan ya da dolaylı olarak hizmet edebildiği oranda” önemli ve değerliydi. Tersi durumda emperyalist kapitalizme hizmet ediyordu ve zararlıydı. Üstelik , “çok-uluslu ülkelerde ulusal bapta ayrı örgütlenmeler” temelinde ulusalcılıklar “işçi sınıfını” dikey olarak bölmek, parçalamak suretiyle tehlike saçıyorlardı. Ve yine aynı geleneklerce bir tarafı kapitalist emperyalizme yaslanan, öte tarafı sosyalist ya da “bağımsızlıkçı” dünyadan yana “ulusal kapışmalarda” elbette kendilerinden ya da “bağımsızlıkçı” olandan yana tutum alınırdı.

Neticede milliyetçilik ya emperyalist kapitalizmin ya da reel sosyalizmin ve bağlı komünist ve işçi hareketlerinin bir müttefiki ya da “arada kalan” (bağımsızlıkçı) oldu. Böylece “milliyetçilikler” sınıfsal temelli/çıkarlı ideolojilerce kendilerine göre yeniden konumlandırılmaya çalışıldı.

Şimdi, burada duralım ve şu soruya yeniden cevap bulmaya çalışalım: Bir milliyetçiliğin “iyiliği” ya da kötülüğü” neden ille de sınıfsal çıkarlara bağlı olsun? Sınıfsallığın ötesinde, örneğim, milliyetçilik olmamış mıdır ya da olamaz mı? Bu bağlamda “bağımsızlık” düşünceleri ve girişimlerinin mirası günümüzde eleştirel olarak nasıl yerli yerinde değerlendirilebilir?

Kuşkusuz, milliyetçilik liberal, sosyal-demokrat vd açılardan da ele alınabilir ve alınmalıdır da. Bu yaklaşımları da yeniden tartışmalıyız.

Sonuç olarak şöyle söylemeliyim: Eğer çok dillilik ve kültürlülük içinde yoğrulup yapılanmış “hayali” bir “özgür ve eşitlerden oluşan dünya toplumu” noktasından “geriye dönüp” bakarsak “milliyetçiliğin iyisi yoktur!” Bununla birlikte, gerçekliğe dönersek, bugün, örneğim, en genel anlamda Türk ve Kürt milliyetçiliklerini aynı kefeye koyarsak çok büyük bir yanlış yapmış oluruz. Zira, vaziyet ortadadır! Kürt düşmanı da olan ırkçı Türk milliyetçiliği alenen eşitlik ve özgürlük düşmanıdır da. Buna karşın halkların, dil ve kültürlerin haklarda eşitliğini ve özgürlüğünü savunan her düşünce ve hareket saygındır ki, Kürtler, demokratik Kürt ve Kürdistani tüm hareketler bu saygın çerçevenin içindedir.

 

Vesselam; ben Kürt Halkının, Kürtlerin tüm Türkiye halklarıyla, Dünya halklarıyla, insanlarıyla her düzeyde eşit haklılığını ve özgürlüğünü savunuyorum. Eğer bu milliyetçilik ise (işte milliyetçiliği yeniden tartışmanın en temel, en değerli noktalarından biri de budur) ben de milliyetçiyim ve bu haklılığı görmeyen her türlü ırkçı milliyetçiliği de lanetliyorum. Onları yeneceğiz! En güzeli de “halkların” ortak” demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesidir!

About Mehmet Tas

Check Also

1915, BÜYÜKANNEMİN HİKAYESİ

Karin P. 24.04.2020 – Londra 1915in 105. Yılında pek tabi ki söylenecek yazılacak çok şey …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com