YÜZLEŞMEK

“En büyük etkiyi yaratan kişinin kendisiyle yüzleşmesidir ki, çoğu zaman bu acı verir ama kendimizi hatta hayatı anlamamız açısından olmazsa olmazlardandır…”

Acı veren bir şeydir yüzleşme. Acı veren ve olgunlaştıran…

Kişisel tarihimizle yüzleşmek bizi biz yapan en önemli yolculuğun kapısının aralanmasıyla başlar. Aralanan kapıdan ışığa, gerçeğe ve hakikate bakmaya başladığımızda gözümüzün kamaşması bizi ne kadar zorlu bir sürecin beklediğinin kanıtıdır. Buradan hareketle toplumsal aidiyet sorunumuza yanıt veren ve bize kolektif bir kimlik kazandıran siyasal kimliğimizle de hesaplaşmak gerektiğini acı bir şekilde fark ederiz. Acılı ve hüzünlü bir süreçtir bu.

Çok sevdiğimiz birinin bizi terk etmesini ya da bizim onu terk etmemizi bir derece anlar ve süreç içinde bunu akla uygun hale getiririz. Ancak bize sadece siyasal değil, entelektüel bir kimlik de kazandıran, yanı sıra dünya görüşümüzün oluşmasına muazzam bir katkı sunan hareketimizin kolektif sabıkaları ile yüzleşmeye başladığımız andan itibaren dayanılmaz ve tarif edilemez sıkıntılı bir sürece gireriz. Bu süreç de hâlâ bizi biz yapan bir süreçtir.

Mensubu olduğunuz siyasal hareketin liderlerinin Karadeniz’de katlinin dahi muhasebesini yapmamış olmak, bunun hesabını soramamanın utancı, bu topraklarda dünyanın en trajik ve sistematik etnik temizliğinin kanıtı olan “Ermeni Soykırımı” hakkında susmayı seçmek, zor zamanlarda –buna darbe döneleri de dahil- ilerici ve yurtsever askerlerden medet ummak, aynı zamanda hareketin omurgasını oluşturan iki etnik kimliğe Fransız sosyalistleri kadar uzak olmak (!), her demokratik talebi baskı ve katliamlarla yok edilmeye çalışılan Aleviler hakkında hiçbir şey söylememek, adı soykırımlarla anılan Ezidiler ve yine adı 300 bin civarında kişinin yaşamını yitirmesine yol açan seyfolarla anılan Süryaniler hakkında hiçbir şey söylememiş olmak hüzünlendiriyor insanı.

Buna elbette, Karadeniz’in kadim halkı olan ve 350 bine yakın evladını uğradıkları katliamda yitiren Pontuslulardan arındırmak amacıyla yapılan etnik temizlik girişimlerini,   5-6 Eylüllerde yaşanan trajedileri, varlık vergisini ödeyemediği için çalışma kamplarında çile doldurmak zorunda kalan azınlıkların, özellikle Rumların yaşadığı trajediye bigâne kalmayı eklemek gerekiyor.

Yıl 1978. Kanlı geçen 1 Mayıs 1977’nin ardından 1 Mayıs’ı Akdeniz Bölgesi’nde ve Mersin’de kutlamak için bütün hazırlıklar tamamlandı. Çevre illerden gelenler bir gün önceden Mersin’de Petrol-İş Sendikası’nın düzayak yerinde toplandı. Bir ara bir grup yoldaşımız “Batmané Batmané Léble Gulé, Léblé Gulé, Lé Lé “ diye başlayan marşı okumaya başladığında tertip komitesinde yer alan bazı dostların sükûnet telakki ederek marşı okuyanları susturmaya tanık olmam benim kendi hareketimle erken bir yüzleşmeme yol açmıştı.

Marşın sözlerinin ne anlama geldiğini bilip bilmediğini sorduğum tertip komitesi üyesinin tek başına bu kararı almadığından emindim ve sorduğumda itirazının biricik nedeninin marşın dilinin olduğunu fark etmem bende acı bir tebessüme yol açtı.

Dünya sosyalist hareketinin en uzun soluklu deneyiminin başarısızlığa uğraması bizim de kendimize dönmemize, “küresel düşün, yerel eyle” diyen anlayışın bizim topraklarımızda vücut bulmasına vesile oldu. Bu süreci layıkıyla yönetemediğimiz için tarihsel bir fırsatı daha ıskaladık.

Kutlu ile Sargın’ın ülkeye dönme kararı aldığı günlerde bir tanıklığımı paylaşmam gerekiyor. Kısa dalga radyo kanallarından birinde “nerede bir komünist varsa partimiz oradadır” sloganı ile büyümüş iki kirve çocuğundan biri okumak için Ankara’ya geldiğinde diğeri yaşamın her alanında örgütlü olduğumuzu, her okulda, her işyerinde, her tezgâh başında bir yoldaşımızın olduğunu söyler. Ancak partinin açığa çıkış toplantısında görünen kişilerin neredeyse gizlilik dönemindeki kişilerle aynı olduğunu fark eden kirve çocuklarından biri diğerine serzeniş de ifade eden bir dille şunları söyler:

“Yaktın beni kirva!”

Yüzleşmek yakar insanı. Yanmak acılı bir eylemdir ve pek çok şey –buna insan da dahil- yandıkça olgunlaşır.

Bütün bunlar yüzleşme cesaretini kendinde bulanlar içindir.

Bu galiba son fırsatımız. Çünkü kendiyle yüzleşemeyenler olup bitenler karşısında hesap da soramazlar.

About Ada Gozan

Check Also

MARAŞ ’78 KATLİAMININ ÖTEKİ YÜZÜ   GELECEĞE GÖZ KIRPAN DİRENİŞLER HASAN ŞÜKRÜ DAL

Desen: Galata Kule GELECEĞE GÖZ KIRPAN DİRENİŞLER HASAN ŞÜKRÜ DAL Maraş ’78 Pogromu ve Öteki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com